18 Mart 2010 Perşembe

Buluşmuştuk Bir Kavşakta III


Sıcak bir kucaklaşma saramasada öper yaralarının üzerinden usulca..

Gözlüklerinin ardından yorgun, şaşkın ve sevinç içinde bakıyordu. Uflayarak çıkarttığım valizi elimden bırakır bırakmaz kucaklaşmıştık, gözlerim dolmuştu bile, şefkat kokusunu almıştım çoktan bu evde.

Sinem ise merdivenin son basamağında bekliyordu Şu arkadaştan öte Neslihan ile tanıştırılmayı. Hadi geçin içeri dedi Neslihan kollarından ayrıldığımda, geceye uygun alçak bir sesle.
Sinem’i tanıştırmış çoktan yumuşak koltuklara geçmiştik. Bir değil bir çok soruyu soran gözlerle bakıyordu Neslihan, çok değil tek soruyu bile yanıtlayamayacak gibi bakıyordum karşılığında. Sanki tatil dönüşü geçerken uğramıştık, tek derdimiz yorgunluğumuzdu.
Sinem’e bir gülümseme fırlattım kendini rahat hissetsin diye o da bana bir kahkaha attı iyiyim ben demek için. Neslihan hayırdır niye gülüyorsunuz diye sorunca ‘yolda biri otostop çekiyordu alsak mı almasak mı diye düşünürken aramızda bazı espriler oldu o geldi aklımıza’ dedim. Neslihan tüm ciddiyetiyle ‘delirdiniz mi siz hiç otostop çeken biri alınır mı arabaya çocuk musunuz Allah aşkına diye hafiften paylarken bizi iki suçlu ve aralarında sır saklayan çocuk gibi kıs kıs gülmeye devam ettik.

Neslihan’ın eşinin bir seminer için on günlüğüne Antalya’da olacağını daha önceden bildiğim için rahattım. O aç olduğumuzu düşünerek yiyecek bir şeyler hazırlamaya kalktıysa da ondan sadece neskafe istedik, kimsenin bir şey yiyecek hali yoktu. Neslihan mutfaktan kaç şekerli nasıl olsun diye seslendiğinde Sinem yanındaki abajurun düğmesini bir açıp bir kapatıyordu, dünya umurunda değilmişçesine üç şekerli ve kremalı olsun lütfen diye seslendi. Sanki her yer onun eviydi.
Mutfağa Nesli’nin yanına gittiğimde benimkine sadece tek şeker attığını gördüm ve gülümsedim unutmamıştı. Bu saatte pat diye geldim biliyorum inan bana mecburdum ben evi terk ettim ve dönmeyeceğim, hemen birkaç gün içinde uygun bir daire bulurum şansım yaver giderse, biraz soluklanır sonra çalışmaya başlarım hepsini düşündüm, lütfen bir şey söyleme dedim bir çırpıda. Hiç bir şey söylemedi, zaten suskunluğuyla anladığını anlatabilen nadir insanlardandı kendisi, bu ufak tefek sevimli duygusal eli ve gönlü açık sakin kadın. Sinem’e gelince yarın gidecek, babasını görmeye geldi buraya, emri vaki yaptım biliyorum ama öyle oldu işte.
Neslihan sadece sarıldı bana uzun uzun içine çeke çeke, yine gözlerim doldu yutkundum.
Kahveler bitene kadar öylesine konuşuldu sormadan sorgulanmadan, ne valizleri ne de içimizdekileri açıp dökecek bir gece değildi. Tek istediğimiz uykuydu, en azından benim için öyleydi. Uyku hep bir kaçış olmuştu benim için, dış dünyadan uzaklaşmak için en iyi çare. Üzülünce korkunca hemen yatmak ister başıma çektiğim battaniyenin beni gizlediğini hissederdim, deve kuşu misali.
Oturma odasında iki kanapeye yerlerimizi hazırlamıştı biz gelmeden, mis gibi nevresimlerin kokusu geliyordu. Hadi dinlenin dedi Neslihan sabaha görüşürüz ve kapıyı çekti usulca.
Sinem üzerindekilerle uzandı yatağa ‘hiç uğraşamayacağım şimdi çıkartmaya zaten sabaha ne kaldı dedi gülerek..Bende öylece uzandım sadece çoraplarımı çıkartarak kot pantolonumla..
Ben alışkınım böyle yatmaya dedim, kimliğim hep arka cebimdedir ve bir miktar para her an bir şey olacak dışarı fırlayacakmış gibi temkinliyimdir dedim tavana bakarken.
Şaka yapıyorsun neden diye sordu Sinem, Hiç öyle işte sokağa atıldıkça önlemler alarak yaşamaya başlıyorsun dedim. O bir bahane bulur her gece olay çıkarmak için, şanslıysam küfür ve tartaklanmanın ardından sızdığını görürüm bir süre sonra. Cam çerçeve masa sandalye çok kırılmıştır bizde evet aynı filmlerdeki gibi işte, neyse sırası değil şimdi inan bahsetmek istemiyorum midem bulanıyor.
Anlayacağın bundan sonraki hayatımda korkmadan pijamalarımla uyumak istiyorum. Sinem’in yüzüne sokak lambası vuruyordu ve dikkatle dinlemişti beni. Ben o an neden şimdi bunları anlattım ki diye kendime kızmış ve aciz görünmüş olmaktan rahatsızlık duymuştum feci halde.
Babam bir alkolikmiş dedi Sinem, Bu sefer tavana o bakıyordu. Tavan yüzlerimizden daha güven vericiydi sanki, nedense oraya bakıp anlatıyorduk.
Bir alkolik, hiç görmedim kendisini henüz bebekmişim ayrıldıklarında ne o bizi nede biz onu hiç arayıp sormadık, en son evden ayrılmama sebep olan kavgamızda annem, tıpkı babana benziyorsun diye bağırdı bana. Üç yıl geçti üstünden ve ben sırf kendime benzeyen birini görmek için onu bulmaya karar verdim. Merak diyelim, duygusal bir yanı yok yani, hayatında hiç olmayan biri için bir şeyler hissedemiyor insan sadece bir boşluk.
Olup da olmamasında iyidir bence dedim donuk bir sesle..
Hadi uyuyalım artık dedi saat üç buçuğa geliyordu..
Gözlerimi kaparken, ardımdan tüm Ankara’nın yanmış olmasını diledim.

11 yorum:

Aylin Zeynep dedi ki...

Şu kapıdan içeri geçip yumuşak koltuklara oturma durumu,Kırmızı Ev'e Maribel'ın geldiği günü hatırlattı bana ve içimden gülümsedim.

Üç şekerli ve kremalı,nescafenin en miskokulu halidir.

Ben bu hikayeyi tamamlayana kadar gözlerimi çok dolduracağım sanırım...
Merakla bekliyorum ve her gün bilgisayarımı acaba yazmışmı diye beklenti içinde açmanın heyecanını duyduğumu bilmeni istiyorum...

'Berrin' dedi ki...

KOLAJ İÇİN BİR ŞEY DEMEMİŞSİN ;)
saçlardaki mavi dokunuşa kadar düşünülmüştür :))
banada daral geldiği anlar oluyor kelimelere dökemediklerim yüzünden..
sıcağı sıcağına yazayım diyorum araya bir şeyler girerse yarıda kalmasından korkuyorum. da bu bu şekilde nasıl bitecek bende bilmiyorum :))

Aylin Zeynep dedi ki...

Halbuki yorum bırakmıştım,gitmemiş olsa gerek :/

Dedim ki; :))

Kolaja dikkat ettim fakat yazmayı unutmuşum,oldukça beğendim hatta kitabın kapağı bu olmalı hahaah:)Hatta kopyalayıp banner olarak kullanacktım ama kopyalayamadım,önlem alınmış bu blogta:)))

'Berrin' dedi ki...

kapak mı? :))olur neden olmasın..
banner için ben sana yollarım bunun aynısını..yada sen hangi resmin n planda olmasını ıstedıgını falan yaz bana üzerınde yazmasını ıstedıgın seyı ben hallederim ;)

Aylin Zeynep dedi ki...

Benim bannerımda ki yazı olsun ve bu resimler olsun işte :) ya da yazı olarak düşlerimdem cümlelere gibi bişey ya da daha çılgın aman ne bileyim,yazıyıda sana bıraksam çok mu sana yüklenmiş olucam bilemedim :)))))))

Not:bunu yayınlayacak mısın :)

Hayat dedi ki...

Bitsinde yorum yazayım diyordum ama bitmemesini istediğimi anladım:)Okuyorum, burdayım demek istedim!

'Berrin' dedi ki...

aylin, yayınladım bile :)))
yayınlamamı ıstemedıklerıne not düşmelisin:)
tamam yarın yapmaya çalışacagım..
:)))

HAYAT, çok sevindim..
bitmesini beklemediğin iyi olmuş, bitmez gibi geliyor bana :))

Metin Coban dedi ki...

Kendimi seninle yarışıyormuş gibi hissediyorum, sabah kalkar kalkmaz hemen neler yazmış diye merak ediyorum. Gün içinde bende birşeyler yazmalıyım diyorum, beni motive ediyorsun. Ayrıca senden çok şeyde öğreniyorum, yazım stilini de çok beğeniyorum.

'Berrin' dedi ki...

M.C, ne güzel :) teşekkür ederim..

papaz her zaman pilav yemez dedi ki...

harikasın,
seni her geçen gün daha büyük bir keyifle okuyorum...
sevgiyle kal..

'Berrin' dedi ki...

teşekkür ederim..mutlu oldum :)