ruh hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ruh hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2014 Pazartesi

Eşsiz ruh Kafka!

Helsinki'nin tam merkezinde Kafka Cafe vardır. Defalarca önünden geçtiğim her geçişimde burada tarçınlı çörek yiyip filtre kahvemi içerken Kafka okusam diye düşündüğüm ancak hiç yapmadığım, gerçekten istesem mutlaka yapardım. Kafka kafede Kafka okumak yapmacık geliyordu düşününce, ruhuna Fatiha okumak bile daha gerçekçi olabilirdi:) Gel gelelim ben bu adamı çok seviyorum..evet o eşsiz bir ruh..İyi ki Milenaya mektuplar yazmış. şimdi ben Anadolu'nun ortasında Türk kahvemi içerek onu okumaktan memnunum. tek kelime ile passiflora etkisi yatarıyor:)

"Bak Milena, en çok seni seviyorum’ diyorum ama gerçek sevgi bu değil belki, ‘Sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla’ dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki"..
Korkuyorum..
Düşenlerle böbürlenen bir dünyada yaşıyoruz. Atamıyorum adımımı, ürküyorum, onun için yere basamıyorum. Evet.. Belki yorgun değilim, korkağım yalnız. Beni altüst edecek bir serüvenin ardından gelecek o büyük yorgunluktan korkuyorum"..



"Sen benim için ayrıca, içinden sokakları seyredebildiğim bir pencereydin. Bunu tek başıma yapamıyordum. Terk edilmiş biri olarak yaşayan kişi, böyle bir kişi, sokağa bakan bir pencereden sonsuza dek vazgeçemez"..

"Ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terkedilmişlik içerisindeyiz. Önümde durup bana baktığında, ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun ne de ben seninkileri ve senin önünde kendimi yere atsam. Ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin"..

GİBİ GİBİ........

23 Mart 2011 Çarşamba

Aklımın SON durağında..

'sular bulanmadan durulmaz'
göz gözü görmez bazen..her şey öyle bulanıktır ki..bırak önünü kendini göremezsin. Ama sonra ne olur..mutlaka dibe çöker tortulaşır bulanmışlıkların..tekrar bulanması için ani minik bir hareket bile yetebilir.Bunu bilerek yaşamaya başlarsın.
misafiriz ve umduğumuzu değil bulduğumuzu yiyiyoruz çoğu kez.
hayat işte, deyip üstünkörü geçerken.

yine bazen içindeki boşluk etrafındakinden büyük olur. O zaman düşünmeye başlarsın.
içinden çıkanları..oyukları, girdapları..sonunu göremediğin yollara nasıl pervasızca attığın adımları..gemisini kurtaran kaptanları..rengarenk ama nefessiz kalmış rüzgargüllerini..


ne bu şimdi?
bir ikindi vakti çay ve kek olmadan..öylesine..böylesine aklımın son durağında inmeyip bekleyenler..

2 Kasım 2010 Salı

Ruh hali 8

Öfke duyduğun insanları sevmek ya da sevdiğin insanlara öfke duymak aynı şey mi?

Asla çok yaklaşmayacaksın, çok sevmeyeceksin..takip mesafeni koruyacaksın..Oysa bu kaç yürek hızıdır bilemezsin.
Cama vuran yağmur taneleri, bir sonbahar yaprağının kayıp düşüşü, ayağının altında kıtırdayan kar yada yıldızlara bakarken duyduğun hisler herkesle aynıdır belki.
Ama kırgın bir vücudunuz daha önemlisi kırgın bir ruhunuz varsa herkesten farklı bir şey hissedebilirsiniz.
O his, soğuk akşamların kömür kokusu gibidir, genzinizi yakan. Buruk ve acı. Hüzünlü bir tat.
Gözlerini dolduran, herkesten her şeyden uzaklaştıran.
Yanımda annem olsun, bana bir şey olmaz! Dedirten..




20 Nisan 2010 Salı

Bir şey olsun, güzel bir şey.. (ruh hali 7)

Ezik çürük bir kaç yeri var ama bugun parlak ve kırmızı yanını görüyorum ruhumdaki elmanın :)
Arabaya atlayıp dağ bayır sürmek istiyorum, yol kenarlarındaki çeşmeleden su içmek, gelincikler çıkmamıştır daha degil mi? tarlalar yeşildir ama..rüzgarın yüzümü yıkamasını, saçlarıma bahar dallarının takılmasını istiyorum. Sonra şairin bahsettiği erken açılıp yanılan badem çiçeklerine yine yeniden üzülmek..
Yol üzerinde bir şehirde durup yaşlı insanların ellerini öpmek içlerinden birine annem diye sarılmak istiyorum.

Heyhat! yine istediklerimi değil yapmak zorunda olduklarımı yapacağım..yine rüzgar vuracak arabanın camından yüzüme, küçük bakkalların olduğu bir yoldan geçeçeğim, bisikletli çocuklar,alış verişten dönen kadınlar, belki yola fırlayan bir top göreceğim..elim radyoya uzanacak, otuz hız sınırıyla girmem gereken alt geçite en az iki kat hızlı gireceğim yine, sonra hoşuma giden bir şarkı dinleyemeden varacağım gideceğim yere..

Bari güzel sürpriz bir şey olsun bugün..elime uğur böceği konsun mesela, yada yol kenarında kocaman bir kaplumbağa göreyim veya bir avuç yıkanmış çilek uzatsın biri bana :) olsun işte bir şey gülümsetsin beni..

15 Ocak 2010 Cuma

Kankam İsmail YK

Güneş tutulmasının olumsuz etkileri yaklaşık bir buçuk ay sürecekmiş. Benimse ruhumda neredeyse her gün güneş tutulması oluyor.Bugün gereksiz yaptığım bir şeyin pişmanlıkla dolu öfkesi var içimde. Herkesin ne hali varsa görsün. Kankam İsmail ile içip dağıtasım var :) İsmaik yk ruhumun arabesk alanının tek sahibi. Çok öfkelendiğimde ‘allah belanı versin’ klibini izleyip rahatlıyorum, bir bakmışım yüzüm gülmeye başlıyor, o hareketleri debelenmesi beni güldürüyor. Klibin sonunda taka sayılabilecek arabasını beyzbol sopasıyla parçalıyor, o vurup kırdıkça ben rahatlıyorum, bi daha bi daha diyorum. Bir vuruşunda ayakları yerden kesiliyor, orda kopuyorum zaten.:) dünya ahret kardeşim olsun seviyorum bu çocuğu, birazda amcamın oğluna benzetiyorum oradan da kan çekiyor galiba :) ne diyordum,
terapi niyetine geçiyor bu şarkı ve klip. Bir yandan izleyip, yazıyorum, rahatladım bile.
Epey zaman önce annemle sadece 1 seneliğine geçici olarak oturduğumuz bir ev vardı. Sanki bütün pisliklerle birlikte yetmiş iki buçuk millet orada toplanmıştı:) her gece siren sesleri kavga dövüş birde bu İsmail yk nın ‘allah belanı versin’ şarkısı eksik olmazdı. En az 6 tip sıkış tıkış beyaz bir 124 le turlar bu şarkıyı dinlerlerdi, aklıma geldi bak şimdi . Bu tür bir sahneye hemen herkes ömrü hayatında en az 5 kere şahit olmuştur diye düşünüyorum :)

Neyse, biraz olsun rahatladım. Bela okumayı sevmem benim yerime dolu dolu ediyor kankam sağolsun :)
Şimdi bir kez daha izledim, çocuk yırtıyor paralıyor kendini hatunun kılı kıpırdamıyor , araba kullanırken bi rahat bi rahat ben olsam arabayla birlikte bir iki tanede ona sallardım, vurdumduymazlık, karşındakini sallamama en sevmediğim şeylerden.

Evet artık daha iyiyim..
E hadi mutlu hafta sonları olsun :)



müzik - İsmaİl yk allah belani versİn izlesene.com

29 Aralık 2009 Salı

ruh hali 5


Boş vermişliği özlemiş, direnmekten her yanın ağrır ve caddedeki akışa artık çok uzakken, sonunda bırakırsın kendini, çılgın akan nehirde solgun bir yapraksındır artık.
Bu akıntı belki istediğin yere götürmeyecek ama yorulmadan gideceğini bilirsin.

Evet en azından artık bilirsin bir şeyleri.

Kendini akıntıya bırakmak güzelmiş diye düşünürsün , renksiz kokusuz cansız olmak sonrasında.

Yorulmuştum, bıraktım, dinleniyorum..

22 Aralık 2009 Salı

içsel diyagonal çarpışmalar

Asimetrik bir hayatın son odasının duvarına iliştirilmiş bir not duruyordu..
‘iç savaş, dıştakinden daha fazla yordu. Takviye birlik, cephane en önemlisi inanç kalmadı. Ancak birkaç gün dayanabilirim. Belirlenen zamandan önce ölmek özgürlüktür, özgürlük ise zaferdir’
YAZIYI OKUMAMLA TURUNCU GAGALI BİR KUŞ BELİRDİ PENCEREDE, KAHKAHALARLA GÜLÜYORDU, ürkütmüştü beni, o sırada akrep ve yelkovanı olmayan bir saat çalmaya başladı, tek bildiğim o odadan çıkmak istediğimdi..oysaki bu son odaya üzerimdeki tüm yükleri, içimdeki tüm pişmanlıkları atmak, acıyan yerlerimdeki kanı boşaltmak için gelmiştim..dar kapalı alanları sevmiyorum sıkışmışlık hissini hiç..nefes alamıyorum..tam tepemde aydınlık, ışığı kapatmalıyım.


Çok sesli bir koro ve her telden çalan enstrümanlar daha da kötüsü hepsi akortsuz . Bundan daha kötü bir kabusta olmamıştım.hiç bu kadar üzgün ve çaresiz ve kendimi sevmediğim zamanlarım.
Kendimi o odaya kitleyip kaçabilir miydim? Denedim..
Tüm o kan revan ve kurtulmak istediğim her şey benden hızlı benden önde koşuyordu..
Uyanmak istedim, kabustur dedim, dilim dönmedi dualara..
Kendimden öte bir adım atamadım.


Tamam kestik! Bitti! Dedi biri.haydaa..
Neydi bu şimdi kabus mu gerçek mi? Offff.
önce paraşütle atlamak istiyorum, sonra düşüneceğim..
TÜM BUNLAR YAŞANIRKEN, HALA KAÇMAMIŞ BİR KAÇ KEÇİMDE KAÇMIŞ.

gülüyorum bak :)

25 Kasım 2009 Çarşamba

Bayram öncesi.. ruh hali III..

Bayramları sevmiyorum..hele kurban bayramlarını hiç..bilinç altımı kurcaladığımda bunun için epey neden bulabiliyorum..Hiç bir bayramı bayram havasında kutlayamam. Benim için gereksiz stres kaynağıdır. Bayram gelmiş neyime derler ya , işte öyle..
Arife geceleri uyuyamam sabaha kadar. Günler öncesinden gerilmeye başlar özellikle kurban bayramı sendromunu yaşamaya başlarım. Nedenli nedensiz öfke patlamalarım ve ağlama nöbetlerim olur. Son birkaç gündür de bu şekildeyim. Kurban olayının detayına girmek istemiyorum ancak her aşaması kabus benim için.
Yinede bu bayram dertlilere deva, hastalara da acil şifalar diliyorum. Kendime de sakin bir ruh hali..
Sendromumun üstüne tamda bugün bir şarkı dinledim..dinliyorum..Ağla ağla daha çok ağla diyor bana. Ne kadar hüzünlü..Ağlama mevsimindeyim son günlerde. Yakında geçer..yine birikmeye başlar..bunu da biliyorum..
Herkes bayramını istediği gibi geçirebilsin..dileğim bu..
Her zamankinin aksine tutanak gibi oldu belki yazdıklarım ama kelimelerimin eğilip bükülecek, süslenip güzelleşeceği yok bugünlerde..

VOLKAN KONAK..NEFESİM NEFESİNE..

9 Kasım 2009 Pazartesi

Ruh hali II

Mutsuz korku dolu kara bir tohum ekilmişse en baştan yüreğinize, kaç yaşına gelirseniz gelin o tohumun ürününü alıyorsunuz habire..üzerinize şans eseri güzel mis kokulu yağmurlar da yağsa, güneş ışığının her rengini de görseniz kara tohum kara tohum olarak kalıyor.

Mesela dün gece fark ettim, kimilerinin tatlı anısıdır, aile olduğunu hissettirir, kış akşamları hep beraber mutluluk içinde yenen meyveler, odayı kaplayan portakal ve mandalina kabuğu kokusu.Benim ise böyle bir anım yok. Yada saati şaşmaz akşam yemekleri..gibi..ne meyve zamanını nede bayramları severim. Hiç sevmedim.

Röportajda soruyorlar adamın birine, ‘mutlu bir çocuk muydunuz?’ evet diyor çok mutlu bir çocukluğum oldu..hala öyleyim mutluyum hayatımdan diyor. Düşünmek istemediğim halde düşünüyorum, yavru köpekleri severdim ben küçükken tüm o kara bulutların altında, hala da çok severim. Bu geliyor yalnızca aklıma. Daha fazla zorlamıyorum eskiyi.

Dışı ile içi paralel yaşlanmıyor insanın. Ruh çok hızlı koşuyor finale. Beden ise bugün yağmura nazlanmak istiyor pencerenin önünde.
Hayat ne garip diye başlayan cümleler beliriyor her defasında beynimde, ve o cümleleri ‘işte öyle’ diye bitiriyorum genellikle..Kısaca bugünde işte öyle..

23 Temmuz 2009 Perşembe

ruh hali..

Ölüm ve ötesi olmasaydı. Yaşadıklarımdan ve yaşattıklarımdan hiç iz kalmasaydı. Bir saksının dibinde hızla çürümeyi bekleseydim. On altı yaşımdan hiç gün almasaydım. Denizi hiç görmeseydim, sevdiğim bir kaç şeyin tadını hiç almasaydım. Annemi hiç üzmemiş olsaydım. Hayatımda hiç kırmızı olmasaydı. Kilim desenli bir sedirin üstüne kıvrılsaydım bir ikindi vakti..Rüyamda çılgınca yağan yağmurda süratle çalışan silecekler görseydim..duysaydım sesini..akşam vaktini hiç göremeseydim.


ÇEKİLMİŞ SULARDA -