arasıra_bazıbazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arasıra_bazıbazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Mart 2014 Salı
14 Şubat 2014 Cuma
vualet tutkusu:)
Oldum olası tüllü yarım şapkalara hayranlığım var. Vualet deniyormuş :) Bu saatten sonra ikinci kere evlenecek olmadığımdan dolayı en azından beyaz rengini takamayacağım..zaten hayalim özellikle siyah olanından takıp bir nikahta bu her hangi bir nikah olabilir itiraz ediyorum diye bagırmak :))) nikahın birini gözüme kestirdim zaten:)
bu vuolet ayagıma gelecek!:))
Şu gelinliğin asaletine bakın
sırt dekoltesinde biraz oynama yapılırsa tam tarzım..
itiraz edecegım nıkahta şimdiki düşünceme göre bordo vişne çürüğü arası bir renkte kıyafet düşünüyorum ve aşagıdaki vualetin tüllü halini istiyorum..
10 Şubat 2014 Pazartesi
Eşsiz ruh Kafka!
Helsinki'nin tam merkezinde Kafka Cafe vardır. Defalarca önünden geçtiğim her geçişimde burada tarçınlı çörek yiyip filtre kahvemi içerken Kafka okusam diye düşündüğüm ancak hiç yapmadığım, gerçekten istesem mutlaka yapardım. Kafka kafede Kafka okumak yapmacık geliyordu düşününce, ruhuna Fatiha okumak bile daha gerçekçi olabilirdi:) Gel gelelim ben bu adamı çok seviyorum..evet o eşsiz bir ruh..İyi ki Milenaya mektuplar yazmış. şimdi ben Anadolu'nun ortasında Türk kahvemi içerek onu okumaktan memnunum. tek kelime ile passiflora etkisi yatarıyor:)
"Bak Milena, en çok seni
seviyorum’ diyorum ama gerçek sevgi bu değil belki, ‘Sen bir bıçaksın, ben de
durmadan içimi deşiyorum o bıçakla’ dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum
belki"..
Korkuyorum..
Düşenlerle böbürlenen bir dünyada yaşıyoruz. Atamıyorum adımımı, ürküyorum, onun için yere basamıyorum. Evet.. Belki yorgun değilim, korkağım yalnız. Beni altüst edecek bir serüvenin ardından gelecek o büyük yorgunluktan korkuyorum"..
GİBİ GİBİ........
Düşenlerle böbürlenen bir dünyada yaşıyoruz. Atamıyorum adımımı, ürküyorum, onun için yere basamıyorum. Evet.. Belki yorgun değilim, korkağım yalnız. Beni altüst edecek bir serüvenin ardından gelecek o büyük yorgunluktan korkuyorum"..
"Sen benim için ayrıca, içinden sokakları seyredebildiğim bir
pencereydin. Bunu tek başıma yapamıyordum. Terk edilmiş biri olarak yaşayan
kişi, böyle bir kişi, sokağa bakan bir pencereden sonsuza dek
vazgeçemez"..
"Ormanda yolunu yitirmiş çocuklar
gibi terkedilmişlik içerisindeyiz. Önümde durup bana baktığında, ne sen benim
içimdeki acıları anlayabiliyorsun ne de ben seninkileri ve senin önünde kendimi
yere atsam. Ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur
diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o
kadarını bilebilirsin"..
GİBİ GİBİ........
17 Ocak 2014 Cuma
Baykuş figürü
Her yazımda mutlaka resim kullanırım ancak baykuşla ilgili yazacağımdan dolayı resim kullanmayacağım:) son yıllarda baykuş figürü resmen trend haline gelmiş durumda ve ben bundan rahatsız oluyorum:) bırakın gerçeğini figürüyle bile göz göze gelmekten kaçınıyorum..ciddi ciddi bir takıntı olmaya başladı. Hiç sevmiyorum bu yaratığı kendisi korkunç çirkin görünmesinin yanında bir de kimilerinin inanmadığı uğursuzluğu var. Yaşanmış gerçekler bunu kanıtlıyor..Baykuş ölümü getiriyor sanki..Umarım hiç karşılaşmam kendileriyle..kedi yapın panda yapın tavşan yapın baykuşlu figürleri yapmayın rica ediyorum:))
8 Ocak 2014 Çarşamba
Hayatı olumlama..
Benim evrene hep olumlu mesajlar gönderen ve sonuçlarını aynı gün aldığını söyleyen bir kuzinciğim var:) Benimse aram iyi değildir böyle şeylerle hep bi inatlaşma hep bir dikleşme restleşme hayatla..bu sabah hadi dedim bende olumlama yapayım hayatıma iyi dileklerimi gönderdim ama mesaj hala askıda bakalım ne zaman iletilecek :)
Yaşam koçlarının hayatı olumlama cümleleri komik geliyor bana ben güzelim ben iyiyim mutluyum her hatamla kendimi kabul ediyorum herşeyi mıçmış batırmış olabilirim yıllar geçmiş hala aynı yerde olabilirim ama ben mükemmelim lay la lalayy. Evren dediğin bir muamma bir karadelik ve umarsız ve bencil evren beynimin içi..ben ne zaman olumlasam mutlu hissetsem başıma bir şey geliyor bu yüzden böyle iyiyim..sıcak şekersiz neskafe en iyi başlangıç bir gün için.dilerseniz .evrene mesajınızı yorum kutusundan bırakabilirsiniz :)
Yaşam koçlarının hayatı olumlama cümleleri komik geliyor bana ben güzelim ben iyiyim mutluyum her hatamla kendimi kabul ediyorum herşeyi mıçmış batırmış olabilirim yıllar geçmiş hala aynı yerde olabilirim ama ben mükemmelim lay la lalayy. Evren dediğin bir muamma bir karadelik ve umarsız ve bencil evren beynimin içi..ben ne zaman olumlasam mutlu hissetsem başıma bir şey geliyor bu yüzden böyle iyiyim..sıcak şekersiz neskafe en iyi başlangıç bir gün için.dilerseniz .evrene mesajınızı yorum kutusundan bırakabilirsiniz :)
3 Ocak 2014 Cuma
Penceresiz bir oda olmamalı..
Böyle bir oda çoğu kimsenin hayali olabilir. Yanında battaniye kahve olmazsa olmaz klasiklerden bir de yağmur. Ama bu odanın penceresi yok gibi geldi bana, görmediğin şeylere inanmama dürtüsü olabilir mi?
Gitsem gitsem nereye gitsem diye düşünürken bir kaç gündür blogları dolaşıyorum sanki artık ben yazmıyorum diye kimse yazmıyor zannederken aynı sıcaklığında devam ediyormuş meğer:)
Yine bir doğum günüme sayılı günler kala yaşlandım zırvaları yapmaya başladım. Kendimi her tür yeniliğe açık bitmeyen enerjili orjinal fikirlere bayılan birisi gibi görürken aslında daha farklı biri olduğumu keşfettim..Ve anladım ki yaş, zaman, tecrübe bunlar çok önemliymiş. Kendimi yeni yeni tanımaya başladım sanki, aslında çok da değişiklik sevmeyen, alışkanlıklarından kopmaktan ödü kopan hatta sıradanlığımın bile bozulmasını istemeyen biri oldum evet yani yaşlandım :))
Geçen akşam pencereden bakarken ki bu da bir yaşlanma belirtisi :)) bir kaç ergen çocuğun köşe başındaki çöpleri tutuşturduğunu gördüm. Baya da büyük bir ateş topu oluştu ve ben huysuz yaşlı amaçsız ihtiyarlar gibi onları ihbar ettim pencerenin gerisinden izledim hatta ne işime yarayacaksa bir kaç da fotograf çektim. Tabi olay yerine ekipler gelene kadar çocuklar çoktan kayboldu. Aslında onlara çok sinirlendim yakalansalar hoşuma gidecekti:)
Yeni bir yıla daha girdik, her geçen yıl bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete dedirtiyor zaten..Ama küçük mutluluklar olduğu sürece yaşamak hala çok güzel..
Benim bugünlerde Hakan Günday okuyasım var..
Gitsem gitsem nereye gitsem diye düşünürken bir kaç gündür blogları dolaşıyorum sanki artık ben yazmıyorum diye kimse yazmıyor zannederken aynı sıcaklığında devam ediyormuş meğer:)
Yine bir doğum günüme sayılı günler kala yaşlandım zırvaları yapmaya başladım. Kendimi her tür yeniliğe açık bitmeyen enerjili orjinal fikirlere bayılan birisi gibi görürken aslında daha farklı biri olduğumu keşfettim..Ve anladım ki yaş, zaman, tecrübe bunlar çok önemliymiş. Kendimi yeni yeni tanımaya başladım sanki, aslında çok da değişiklik sevmeyen, alışkanlıklarından kopmaktan ödü kopan hatta sıradanlığımın bile bozulmasını istemeyen biri oldum evet yani yaşlandım :))
Geçen akşam pencereden bakarken ki bu da bir yaşlanma belirtisi :)) bir kaç ergen çocuğun köşe başındaki çöpleri tutuşturduğunu gördüm. Baya da büyük bir ateş topu oluştu ve ben huysuz yaşlı amaçsız ihtiyarlar gibi onları ihbar ettim pencerenin gerisinden izledim hatta ne işime yarayacaksa bir kaç da fotograf çektim. Tabi olay yerine ekipler gelene kadar çocuklar çoktan kayboldu. Aslında onlara çok sinirlendim yakalansalar hoşuma gidecekti:)
Yeni bir yıla daha girdik, her geçen yıl bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete dedirtiyor zaten..Ama küçük mutluluklar olduğu sürece yaşamak hala çok güzel..
Benim bugünlerde Hakan Günday okuyasım var..
3 Ekim 2013 Perşembe
başlıksız ve şekersiz olsun
2007 de yazmaya başlamışım. Sanki asırlar geçmiş üzerinden..uzuuuun uzun zamandır koptum gittim buradan ama burayı sevmediğim anlamına gelmiyor.
Hani bir şeyin büyüsü bir anda kaçıverir ve bir daha aynı olmaz ya sanırım böyle oldu.
Bazı güzel şeyler içinde bulunduğun an değerli oluyor. Yıllar önce bir ortamda iyi demlenmemiş çaya büsküvi batırıp yemiştik sohbetimize de doyum olmamıştı. Ertesi gün aynı ortamı yarattık aynı çay aynı büsküvi ama bir önceki gün gibi olmadı. O zaman anladım ki her şey an'lardan ibaret. Zorlamakla olmuyor..
Zaman geçiyor herkes her şey değişiyor..
kahveyi hala çok seviyorum ve yağmuru ve kitapları ve uzun zamandır izlemesem de g.kore filmlerini..tekrar yazmak istiyorum buradan veya başka bir sayfadan bilemiyorum..
takip ettiğim blogların çoğu terkedilmiş..olanlar olmuş misali..
hala şu yazdıklarımı okuyan birileri varsa selamlar..
Hani bir şeyin büyüsü bir anda kaçıverir ve bir daha aynı olmaz ya sanırım böyle oldu.
Bazı güzel şeyler içinde bulunduğun an değerli oluyor. Yıllar önce bir ortamda iyi demlenmemiş çaya büsküvi batırıp yemiştik sohbetimize de doyum olmamıştı. Ertesi gün aynı ortamı yarattık aynı çay aynı büsküvi ama bir önceki gün gibi olmadı. O zaman anladım ki her şey an'lardan ibaret. Zorlamakla olmuyor..
Zaman geçiyor herkes her şey değişiyor..
kahveyi hala çok seviyorum ve yağmuru ve kitapları ve uzun zamandır izlemesem de g.kore filmlerini..tekrar yazmak istiyorum buradan veya başka bir sayfadan bilemiyorum..
takip ettiğim blogların çoğu terkedilmiş..olanlar olmuş misali..
hala şu yazdıklarımı okuyan birileri varsa selamlar..
17 Mayıs 2012 Perşembe
Kime koşarsın?
3 Mayıs 2012 Perşembe
Kuzey, 'kum gibi'yi söylerse...
Dizinin fanatiği değilim ara ara izliyorum..Dün geceki bölümün finali bir çok kişide sarsıntı yarattı buna eminim..hanım kızlar duyguyu veremezken kuzeyin söylediği Ahmet Kaya'nın kum gibi şarkısı muhteşemdi..insan düşünmeden edemiyor, Allah her şeyi de mi verir bir insana, nazara gelecek diye korkuyorum :) dünya güzeli! bir sevgilisi bile var, her ne kadar ben yakıştıramasam da ikisini..
Behlül karakteri, tipi bana daha çok hitap ediyordu. çok özel bir hayranlığımda yok kendisine ama seviyorum Kıvanç Tatlıtuğ'u..Efendiliği, içindeki ve sesindeki Anadolu esintisi çok başka..
şarkı zaten mükemmel, yorum harika..dinlemeden geçmeyin..sızlatıyor :)
23 Nisan 2012 Pazartesi
içinizdeki çocuk kaç yaşında? demeyeceğim :)
İçimdeki çocuğun büyümesini istemiyorum, içimdeki çocuğu öldürdün, içimdeki çocuk idam sehbasında gibi klişe sözleri hemen herkes duymuştur. Birde Halil Sezai'nin 'Çaresiz içimdeki çocuk bir günah gibi'sini:) İçimizdeki çocuk duygusal kederli bir çok şiire yazıya hatta si nemaya konu olmuştur. Şimdilerde ise bir reklama..içteki çocuğun yaşı var mıdır bilmem..bir önemi de yok açıkçası..bildiğim, insanın dışında çocukları olduğu müddetçe içinde olanlar uykuya yatabiliyor :) ama asla ölmüyor merak etmeyin..
içteki ve dıştaki tüm çocukların bayramı kutlu olsun..bu vesile ile hala yaşadığımın sinyalini vereyim dedim :)
27 Aralık 2011 Salı
Biscolata erkeği Türk olursa
Benim adım Hanzo, Türküm..Boş zamanlarımda plajda kızları dikizlemekten, böğürerek futbol maçı izlemekten, elimde kumanda iki seksen uzanmaktan hoşlanırım :))
Biscolata reklamı için Türk erkeği seçilecek olsa kim olurdu?
Polat Alemdar'ı bir sarmaşığın üzerinde tarzan gibi görebiliyorum :)))
ama ben, Kenan İmirzalıoğlu diyenleri duyuyorum :)
20 Aralık 2011 Salı
pembe mezarlık istemem
Ağzıyla kuş tutsa da sevemediğim insanlar var benim! Bir de canıma okusa bile sevmekten vazgeçemediklerim..(İ.BERK)
Dağılın artık da gidip tabutuma uyuyayım dedi..canlı renkleri ne kadar severdi oysa ki..şimdi bakmaya dayanamıyordu..beynini gözlerini midesini yoruyordu..tek renk siyah, karanlıktı..
gözlerde aralıklı bulutlar..
sevmek, onun iyiliği için usulca kapıyı açmaktı, gidebilmesi için..gitmesine izin vermekti..
pembe ağırlıklı bir odada arka arkaya pembe mezarlığı dinliyordu. hava kararmış..içeriden aksam yemegi hazırlıgı sesleri geliyordu..yıllar sonra yine ailesinin küçük şımarık pamuklara sarılıp sarmalanmıs kızıydı..tekrar himayelerine alınmış..
pembe bir mezarlık asla istemezdi hatta bir mezarlık...hiç bir zaman sevmedi bir yere tıkılıp kalmayı..mikro parçalara bölünüp denize serpilmeyi tercih ederdi..
bu aralar üzülüyorum kendime..yorgunum..yorgun..yorgun..yorgun..
battaniyem nerde..yeniden yatmak istiyorum..
don omar, danza kuduro bile coşturamıyor beni..
durum vahim :)
...bu yazımda yorum görmek istemedim..yayınlamadığım beş yorum için teşekkür ederim...
Dağılın artık da gidip tabutuma uyuyayım dedi..canlı renkleri ne kadar severdi oysa ki..şimdi bakmaya dayanamıyordu..beynini gözlerini midesini yoruyordu..tek renk siyah, karanlıktı..
gözlerde aralıklı bulutlar..
sevmek, onun iyiliği için usulca kapıyı açmaktı, gidebilmesi için..gitmesine izin vermekti..
pembe ağırlıklı bir odada arka arkaya pembe mezarlığı dinliyordu. hava kararmış..içeriden aksam yemegi hazırlıgı sesleri geliyordu..yıllar sonra yine ailesinin küçük şımarık pamuklara sarılıp sarmalanmıs kızıydı..tekrar himayelerine alınmış..
pembe bir mezarlık asla istemezdi hatta bir mezarlık...hiç bir zaman sevmedi bir yere tıkılıp kalmayı..mikro parçalara bölünüp denize serpilmeyi tercih ederdi..
bu aralar üzülüyorum kendime..yorgunum..yorgun..yorgun..yorgun..
battaniyem nerde..yeniden yatmak istiyorum..
don omar, danza kuduro bile coşturamıyor beni..
durum vahim :)
...bu yazımda yorum görmek istemedim..yayınlamadığım beş yorum için teşekkür ederim...
22 Kasım 2011 Salı
Birine Bakmıştım..
Birine bakmak için girdiği depresyondan bir türlü cıkamadı..
haber alt baslıgından sonra sunlar yazıyordu..
Uzun renkli atkımı dolayıp boynuma yeni yağmış taze karın üzerinde yürümek istiyorum..çok şey değil yani hepsi bu..yine bir fransız filminin içinde olmak..başrol değil, bir figüran yada belki bir dekor olarak..
ayaklarımın altında kıtırdaması ne güzel, botlarımın bıraktıgı izlere bakıyorum o sırada yolun kardan temizlenmiş kısmından bisikletli bir adam geçiyor başında kasket kolunun altında bir gazete ile..sokaklar çok boş..
geçen hafta yorganı başıma çekip hıckıra hıckıra ağladığım geceyi düşünüyorum, herkesten cok kendimin bu işe şaştıgını..
yaşlanıyorum diyemeyeceğim..bu ondan daha öte bir şey..güçsüzlük, ölüm döşeğinde olmak gibi..
bütün her şeyi, kustuğun yerleri temizleyecek bile halinin olmaması..
karlı yolda ilerliyorum, kulağımda bir ağıt..acıklı bir şarkı..az ilerde küçük bir yer var kapısında cıngırak..sırf kapı acılıp kapandıgında o sesi duymak için içeri giriyorum..tipik bir fransız kız..kahkülleri boynundaki fuları..ben ise hangi millettenim dahası insan mıyım neyim onu bilmiyorum..tarcınlı çöreklerin kokusu bas döndürücü..bir kaç tane alıp oturuyorum..koklayıp koklayıp dışarı cıkıyorum..yıne kapıdaki cıngırak sesini duyuyorum..bu hoşuma gidiyor..
bu filmde bir şey eksik akordiyon sesi..
bu filmde çok şey eksik..
sabah mutlu uyanmak, iştahla yemek yemek ne güzeldir..
bu ıssız sokaklarda bir kaç köpekten başka bir şey kalmıyor hava kararmak üzere..
artık geri dönmelisin diyor bir ses..
de nereye döneceğim..
dizlerimin üzerine çöküp oturuyorum, kibritçi kız gibiyim..sabaha karşı tebessüm etmeyi umuyorum..
ünlü yazarın son kaleme aldıkları, basında geniş yer buldu..Bisikletli kasketli adam her yerde aranıyor..
haber alt baslıgından sonra sunlar yazıyordu..
Uzun renkli atkımı dolayıp boynuma yeni yağmış taze karın üzerinde yürümek istiyorum..çok şey değil yani hepsi bu..yine bir fransız filminin içinde olmak..başrol değil, bir figüran yada belki bir dekor olarak..
ayaklarımın altında kıtırdaması ne güzel, botlarımın bıraktıgı izlere bakıyorum o sırada yolun kardan temizlenmiş kısmından bisikletli bir adam geçiyor başında kasket kolunun altında bir gazete ile..sokaklar çok boş..
geçen hafta yorganı başıma çekip hıckıra hıckıra ağladığım geceyi düşünüyorum, herkesten cok kendimin bu işe şaştıgını..
yaşlanıyorum diyemeyeceğim..bu ondan daha öte bir şey..güçsüzlük, ölüm döşeğinde olmak gibi..
bütün her şeyi, kustuğun yerleri temizleyecek bile halinin olmaması..
karlı yolda ilerliyorum, kulağımda bir ağıt..acıklı bir şarkı..az ilerde küçük bir yer var kapısında cıngırak..sırf kapı acılıp kapandıgında o sesi duymak için içeri giriyorum..tipik bir fransız kız..kahkülleri boynundaki fuları..ben ise hangi millettenim dahası insan mıyım neyim onu bilmiyorum..tarcınlı çöreklerin kokusu bas döndürücü..bir kaç tane alıp oturuyorum..koklayıp koklayıp dışarı cıkıyorum..yıne kapıdaki cıngırak sesini duyuyorum..bu hoşuma gidiyor..
bu filmde bir şey eksik akordiyon sesi..
bu filmde çok şey eksik..
sabah mutlu uyanmak, iştahla yemek yemek ne güzeldir..
bu ıssız sokaklarda bir kaç köpekten başka bir şey kalmıyor hava kararmak üzere..
artık geri dönmelisin diyor bir ses..
de nereye döneceğim..
dizlerimin üzerine çöküp oturuyorum, kibritçi kız gibiyim..sabaha karşı tebessüm etmeyi umuyorum..
ünlü yazarın son kaleme aldıkları, basında geniş yer buldu..Bisikletli kasketli adam her yerde aranıyor..
19 Ekim 2011 Çarşamba
içimizi yaktınız, helak olun inşallah

Hepimiz acı ve öfke içindeyiz..bıçak hep kemiğe dayanmış şekilde yasıyoruz ama bugün kemiği de kırıp geçti. Askerini, polisini korumayanlar bu veballeri nasıl ödeyeceksiniz..
şerefsiz bdp hükümetle o soysuz inlerde yaşayan pisliklere cagrı yapıyormus, savası durudurun dıye..
savas denen sey sınırları belli olan iki devlet arasında olur, ne sınırları belli ne bir şey..
Hava harekatı başlamış, üç beş bomba atıp göz boyamayın artık!
Vatan sagolsun demekten bıktık, mehmetler ölürken vatan sağ mı kalır..
acımız cok büyük, bugün daha da büyük..şehitlerimize allah rahmet eylesin aılelerıne sabır ver yarabbim..
Vatanımızı koru..bu yüreğimizdeki yangın ulaşsın inlerini cehennem yerine çevirsin..
hislerime tercüman olan bazı twitleri yazmadan edemeyecegım..
Somali için öldük,ırak için öldük. suriye için yandık. filistin için kavrulduk..Allah için Türk evladı için ölme zamanı gelmedi mi?
Cumhurbaşkanımız misliyle intikamımız alınacak diyor ntv de..ilk defa inanmak istiyorum vede görmek..
bugün begenmediğimiz israil bir askeri için bin filistinliyi geri gönderiyor..bizde 'vatan sagolsun'
bir subayı şehit oldu diye menemeni yakın diyen M.KEMALi özledim..kimse artık vatan sagolsun demesın..
13 Ekim 2011 Perşembe
'kalbime koydum seni'
bir nişanda babanla dans ediyordunuz, kırmızı bir elbisen vardı..baban sürekli müzisyenlere para dağıtıyordu..(ah babam en iyi yaptığın işlerden biri de buydu:) işte o anda..yıllar geçti göremedim, yanacıklarından öpemedim..
dedi, ağlamaklı sesiyle Bedia Teyze..biraz önce..babaannemin dayısının kızıymış, yeni öğrendim tam olarak..utandım..söz verdim ilk fırsatta geleceğim, kızımıda yanıma alarak dedim..
çok duygulandım, nasıl tatlı bir ses nasıl içten kibar bir hanımefendi..
annem gitmiş yıllar sonra yanına ankara küçükesattaki evine, telefonu uzattı Bedia Teyzeye..
kalbime koydum demek ne kadar güzel bir söylem..
uzakta hiç bilmediğin birinin seni sevmesi, hatta hayranın oldum demesi.. yani tuhaf belki biraz komik geliyor yaşlı bir kadının muhtemelen ben 15 16 yaşlarındayken beni görüp..sevmesi..
şimdi o nişan gecesine gidiyorum..eskiden melbo vardı kızılayda tam meydanda bir teras katında..orada dans etmiştik..babalar ile kızlarının dansları hep asil ve özel gelmiştir bana..utanıp sıkıldığımı hatırlıyorum bu danslar esnasında..
nerden nereye..
umarım çok gec olmadan Bedia Teyzeye kendimi tekrar gösterebilir onun söylemiyle yanacıklarımdan öptürebilirim..hafif kabarık kırmızı elbisem ve saçlarımdaki bukleler çokk uzun zaman öncesinde kalsa da..
babalar, kızları, hiç bilmediğimiz bizi 'kalplerine koyan' insanlar..yüzümle beraber yüreğimi tebessüm ettirdi..
11 Ekim 2011 Salı
burdayım..ya siz?
3 Haziran 2011 Cuma
Sabah hangi şarkıyla uyanmak istersiniz?
ZıvanasızAlan'dan gelen mim konusu
"Güne başlamak istediğin şarkı nedir? Tek bir tane ama her gün çalsa bıkmayacağım dediğin şarkı."
Fazla düşünmedim, hiç bıkmayacağım huzur ve neşe veren çok sevdiğim Erol Evgin'in 'sevdan olmasa' şarkısını seçtim..
ara ara hababam sınıfını anımsatıyor dinlerken :)
Sen olmasan Mahmuttt ah bu çile çekilmez :))
Sen olmasan ah bu hayat çekilmez, diye düşüneceğiniz birilerinin olması dileğiyle..diyerek yazımı noktalayacağımı düşündüyseniz yanılıyorsunuz :)
sevdiklerimiz hep yanımızda olsun ama bağımlı olmaya karşıyım..O olmazsa ölürüm biterim demek yok..hayat her şekilde çekiliyor..
asist olmuyorum bu konuda kimseye paslamıyorum..sabahları uyanmak istediğiniz şarkı varsa yorumlara bırakabilirsiniz..
şarkıya geçiyoruz, haydi ellerrr, mutlu hafta sonları :)
"Güne başlamak istediğin şarkı nedir? Tek bir tane ama her gün çalsa bıkmayacağım dediğin şarkı."
Fazla düşünmedim, hiç bıkmayacağım huzur ve neşe veren çok sevdiğim Erol Evgin'in 'sevdan olmasa' şarkısını seçtim..
ara ara hababam sınıfını anımsatıyor dinlerken :)
Sen olmasan Mahmuttt ah bu çile çekilmez :))
Sen olmasan ah bu hayat çekilmez, diye düşüneceğiniz birilerinin olması dileğiyle..diyerek yazımı noktalayacağımı düşündüyseniz yanılıyorsunuz :)
sevdiklerimiz hep yanımızda olsun ama bağımlı olmaya karşıyım..O olmazsa ölürüm biterim demek yok..hayat her şekilde çekiliyor..
asist olmuyorum bu konuda kimseye paslamıyorum..sabahları uyanmak istediğiniz şarkı varsa yorumlara bırakabilirsiniz..
şarkıya geçiyoruz, haydi ellerrr, mutlu hafta sonları :)
23 Mayıs 2011 Pazartesi
Şampiyonnn FENERBAHÇE......
29 Nisan 2011 Cuma
Al hançeri kadınım, vur ben öleyim..
Severek takip ettiğim blog arkadaşım enk'ten gelen mim'in tam zamanı..
Mimin Konusu: Şu an kendi ruh halinizi anlatan, bir ezginin melodisiyle ya da bir şiirin satırlarıyla ya da bir veciz sözle ya da bir resimle aktarınız.
Dün akşam üzerinden itibaren ruh halim tam olarak da bu :)
Fatmagül ve Kerim'in birlikte söyledikleri bu muhteşem ege türküsü..'evlerinin önü mersin' (kendi sesleri olduğunu da belirteyim)
Kerim (Engin Akyürek) ve Fatmagül (Beren Saat) yıllar önce bir oyunculuk yarışmasının birincileri ve bu dizide orada olduğu gibi yanyanalar..Özellikle Kerim'in oyunculuğunu alkışlıyorum..O nasıl güzel bakış ve gülümseyişler..aşk budur dedirtiyor :)

Tıklanma rekorları kıracağından eminim, buyrun dinleyelim :)
30 nisan 2011..not: öngörüsü yüksek biri olarak rekor kıracağını söylemiştim :) dün sayfamı 1065 kişi ziyaret etmiş. Bu benim için bir rekor. Bu 10 65 kişinin ortalama 800-900'ü google dan bu başlığı aratarak gelenler..dün ilk yayınladığımda google ikinci sayfadan çıkarken şu anda birinci sayfanın başlarındayım :) bu ziyaretler halen akın akın devam etmekte..Başarı elbette dizinin bu sahnesinde ama bu videoyu izlemelerinde aracı olduğum için de ayrıca çok mutluyum :)
Mimin Konusu: Şu an kendi ruh halinizi anlatan, bir ezginin melodisiyle ya da bir şiirin satırlarıyla ya da bir veciz sözle ya da bir resimle aktarınız.
Dün akşam üzerinden itibaren ruh halim tam olarak da bu :)
Fatmagül ve Kerim'in birlikte söyledikleri bu muhteşem ege türküsü..'evlerinin önü mersin' (kendi sesleri olduğunu da belirteyim)
Kerim (Engin Akyürek) ve Fatmagül (Beren Saat) yıllar önce bir oyunculuk yarışmasının birincileri ve bu dizide orada olduğu gibi yanyanalar..Özellikle Kerim'in oyunculuğunu alkışlıyorum..O nasıl güzel bakış ve gülümseyişler..aşk budur dedirtiyor :)

Tıklanma rekorları kıracağından eminim, buyrun dinleyelim :)
30 nisan 2011..not: öngörüsü yüksek biri olarak rekor kıracağını söylemiştim :) dün sayfamı 1065 kişi ziyaret etmiş. Bu benim için bir rekor. Bu 10 65 kişinin ortalama 800-900'ü google dan bu başlığı aratarak gelenler..dün ilk yayınladığımda google ikinci sayfadan çıkarken şu anda birinci sayfanın başlarındayım :) bu ziyaretler halen akın akın devam etmekte..Başarı elbette dizinin bu sahnesinde ama bu videoyu izlemelerinde aracı olduğum için de ayrıca çok mutluyum :)
13 Nisan 2011 Çarşamba
Penceremde Gün batımı..
Nasıl da içine içine batar güneş..evimi turuncuya boyar..yüreğimi hüzüne..
gün batımlarının en güzelini görüyorum, işte burada hiç ummadığım bir yerde..
..

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














