gezelim görelim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezelim görelim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2010 Cuma

Rize / Ayder Yaylası












TRABZON/ sera gölü..uzungöl..sümela manastırı..










Toplam 288 fotoğraf karesinden az çok fikir olsun diye seçtiklerim :)

25 Mayıs 2010 Salı

Hey gidi Karadeniz :)




Döndük dolaştık pazar sabah evimize kavuştuk..döndüğümüz gibi hastalandım sanırım üşütmüşüm, yoğun tempo serin ve yağmurlu yayla havası çarpmış olmalı. İki gündür berbat durumdaydım şu anda daha iyiyim çok şükür.
Gelelim Karadeniz gezimize, ne desem ki..tek kelime ile muhteşemdi.
Hava şartları ve uygun olmayan saate denk geldiğinden dolayı Giresun Kalesinde güneşin doğuşunu izleyemedik. Sonrasında ilk durağımız Trabzon Akçaabattaki Sera Gölüydü..göl üzerinde serin ve yağmurlu havada kahvaltımızı yaptıktan sonra, şehir merkezinin kenarından geçip maçkaya yol aldık. Maçkanın hemen ardında Sümela manastırını ziyaret ettik. Çıkması dert inmesi ayrı bir dertti sağanak yağmur altında. Açıkçası daha büyük ve görkemli bir şey bekliyordum, sis altında pek bir şey anlaşılmadı. Yinede mistik bir havası olduğu inkar edilemez.
Bu arada rehberimiz sürekli bir şeyler anlatıyordu aklımda kalanlar, maçka'nın rumcası maçukaymış ve eli sopalı silahlı anlamına geliyormuş :) kolbastı ise Trabzonda bir mahalle varmış ismini hatırlayamıyorum şimdi o mahallede azılı gençler varmış ve sürekli kavga dövüş halindelermiş, onlar o durumdayken kolluklar orayı basarmış :)) oradan ismi kolbastı kalmış. Kolluklar bastığında kavgayı bırakıp dans ediyorlarmış gibi yapıyorlarmış, kolbastının içindeki itiş kakış dayak figürleride oradan kalmaymış. Birde horon, rumcada dans anlamına geliyormuş..
Rize Ayder yaylası ise tek kelime ile yeryüzündeki cennet olmalı. Bu kadar mı güzel olur yemyeşil ormanlar içinde çağlayanlar çay tarlaları keçi sürüleri tepelerde nasıl tırmandıklarını anlayamadığım evler..mis gibi havası anlatılmaz yaşanır cinstendi.
Hep kendimi götüremeyeceğim bir yerin hayalini kurmuştum işte Rize Ayder yaylası kendimi götürmediğim yer oldu. Her şeyi , geride bıraktığım herkesi unuttum..buna ben bile şaşırdım..
Yeşil vadi otelde kaldık otelimiz odamız yemeklerimiz çok güzeldi umduğumun ötesindeydi herşey.
Otele iner inmez yaklaşık 100 metre uzaklıktaki kaplıcaya gittik, kızımın derdi havuza girmekti ama bir türlü anlatamadık havuz istediği gibi soğuk değil 43 dereceydi :) Haşlanmış tavuk misali her ikimizde fenalaştık felaket bir şey şifa vereceğine beyin kanamasından öldürebilir o sıcaklıktaki su. Sonrasında buz gibi suyla yıkanıp çıktık yayla havasına, şifayı ordan kapmış olmam muhtemel :)
bugüne kadar gezip gördüğüm yerlerin top 10 listesinde ikinci sıraya yerleştirdim Ayder'i. Birinciliği averajla kaçırdığını söyleyebilirim :)
Gece tam altımızdan geçen nehirin sesiyle uyumak/uyumaya çalışmak, sabah erkenden göze ve kalbe cila olan yeşilliğe uyanmak..tarifsiz..
gidip görmeyenlere şiddetle öneriyorum..
Trabzonda güzeldi ama Rize bambaşkaydı. Bir tablonun içinde hareket ediyormuşçasına geçen saatler.
Uzun ve yorucuydu iki otobüs alışveriş delisi kadın ve çocuk..Şöför kapıları açmaya korkuyordu artık :) geri toparlaması çok zor oluyordu. Saat 20 de çıkılacak dönüş yoluna gece 12 de ancak çıkabildik düşünün artık :) rize kumaşıydı hediyelik eşyaydı trabzon ekmeği tereyağı derken zor attık kendimizi eve :)
unutmadan yazayım Karadeniz tatları pek hoşuma gitmedi..Kaygana bildiğimiz sebzeli krep. Kuymak ise ucundan ufacık tadabildiğim beğenmediğim bir bulamaç :) Karalahana çorbası, yok almayım kalsın :)
mısır ekmeği, çok aç kalırsam yiyebilirim:)
Akçaabat köfte güzeldi ve bildiğimiz alabalık her zamanki gibi lezzetli..
Ama bal ve tereyağlarına diyecek yoktu.
aslında anlatacak şey çok ama şimdilik bu kadar, en kısa zamanda fotoğraflardan seçtiklerimi yayınlayacağım..
Sonunda feci hastalansamda her güzel şeyin bedeli oluyor diyorum ve hiç pişmanlık duymadığım bu geziyi asla unutmayacağımı biliyorum..

8 Mart 2010 Pazartesi

ses bir ki..ılgaz..

Dört günlük Ilgaz tatilimiz dün gece sona erdi. Harika bir yer. Geriye müthiş bir yorgunluk kalsada en güzel tatillerimden biriydi. Bu defa kayak yapmadım, snowboard denedim. Yaş ilerledikçe cesaretim artıyor galiba :) Hala acıyan yerlerime rağmen çok keyifliydi. Yorgunluğumu atıp toparlanınca anlatacağım..

Ayrıca kadınlar günümüzü kutluyorum, kutluyoruz kuru kuruya olsada..
Dünyanın her yerinde kadın olmak zor ama bazı yerlerinde çok zor..
Yan tarafa eklediğim 'günün şarkısı' 'ederlezi' tüm kadınlara armağanım olsun..

23 Mayıs 2008 Cuma

23.05.08 helsinki

Helsinki'de bugün güneşli, baharın hissedilebildiği güzel bir hava vardı. Aşağıdaki fotoğraflar şehir merkezinden..
Keyifli bir sokak gösterisi..






Sıklıkla sokak çalgıcılarına rastlamak mümkün..Bugün denk geldiklerimden biri aşağıdaki videoda..

Şehir merkezinin bir kısmını görüntüleyebildim bugün, buradan ayrılmama günler kala Helsinki'ye ait başka kareler de yakalayıp buraya eklemeye çalışacağım..

25 Şubat 2008 Pazartesi

estonya / tallinn gezimiz

20 şubatta gemi ile Helsinki'den Tallinn'e geçtik günü birlik. Gemiye ilk defa binişimde yaşadığım tedirginlik yoktu bu defa, belkide yolculuğumuzun sadece 2 saat süreceğindendi. Aşağıda göreceğiniz kare gemiye giriş anından.. Keyifli bir yolculuk geçirdik, gemide her türlü konfor ve ihtiyaca yönelik herşey mevcut. Süper marketi, içki ve parfüm shopu, kafeler, restoranlar, bar, pub, sauna, çocuklar için oyun bölümü..
1994 senesinde bu gemiye benzer bir gemi bu istikamette batmış ve 852 kişi hayatını kaybetmiş. Büyük bir yas yaşanmış. Gemiden iner inmez limana yakın bir yerde hayatını kaybedenler için anıt yapılmış, bu fotografta o anıttan..
Tallinn iki bölüme ayrılmış, Eski Şehir denilen kısım tamamen tarihi ve turistik..Diğer tarafta normal şehir merkezi. Bu iki bölümüde yaklaşık 8 saatte yürüyerek dolaştık.

Estonya tarih boyunca çeşitli ülkelerin işgaline uğramış, en uzun işgalde yaklaşık elli sene süren Sovyetler Birliği'ninkiymiş. Sovyetler dağılınca onlarda bağımsızlıklarını ilan etmişler. Kökenleri Rus değil, Fin_Ural'mış. Zaten dilleri Fince ile neredeyse aynı. Aşağıdaki fotograflar Eski Şehir'den..

Bu turistik bölümde temsil kıyafetlerle kavrulmuş tatlı badem satan kızlar vardı, bu fotografta onlardan.. Tadından anladığım kadarıyla tarçın ve zencefille kavrulmuş, çok lezzetliydi..
Bundan sonraki fotograflar şehir merkezinden. Alttaki ilk fotografta kapkaç tehlikesi tabelası var. Özellikle Eski Şehir'de bu tabelaya sıkça rastlanıyor.

Dikkatimi çeken, tıpkı Rusya'daki gibi etrafta çok nadir çocuk görülmesi, Helsinki de ise heryer çocuk, bebek arabası ve hamile kadın ile doludur. Ayrıca gelir dağılımının adaletsiz olduğu bir ülke olduğunu insanların giyim kuşamı ve araba modellerinin çeşitliliğinden gözlemleyebiliyorsunuz. Genel olarak güzel ve hoş bir başkent.Soğuk ve yorgunluğa değdi diyebilirim. Yinede en keyifli tarafı gemi yolculuğuydu..Geminin ön tarafına ilerledikçe sallantı artıyor, rahat yolculuk edilip edilemeyeceği hava şartlarına göre değişiyor :)