Bu sıradan sabahta Aylin ile yine her zamanki sabah sohbetimizi yapıyorduk, bu sohbetlerimizde gün içinde neler yapacağımızı, dünden, geceden, ıvır zıvır ne varsa olayların kritiğini msn deki gülme ikonlarımız ve kahvelerimiz eşliğinde yaparız çoğu kez. Bu sabahta yoğun gündemimizi konuşurken :) power Türk'ü açsana dedi.. Ben tv de bulup açana kadar şarkı bitmiş, yabancı değil bizim Oğuzhan Koç 'gül ki sevgilim'i söylemiş.. Sonrasında sıradaki şarkı senin olsun dedi Yalın çıktı bana. Sonraki şarkı onundu Gökhan Özen çıktı, biz bu arada yorumlar yapıp gülüşüyoruz. Bir ara ayrıldık, tv bağlantımız olalı üç gün oldu acemice müzik kanallarını gezerken viva'da kaldım. O ne! bir anda büyüleyici bir ses ve gelinim olurmusun evindeki Caner'e benzettiğim bi şey gördüm :) Hemen Aylin'e çabuk vivayı aç Rafet el roman Virane diye bir şarkı söylüyor, ordaki çocuğa bak kim bu ya dedim :) Oda Rafet yeni keşfetmiş deyip bana bu bilgileri yolladı :)
24 yaşında. Aslen Trabzon’lu, Londra’da yaşıyor. Londra’da bir şirkette pazarlama müdürlüğü yapan 10 yıldır ailesiyle yaşayan Güney, 4 yıl önce Rafet El Roman ile Londra’da bir konserde tanışmasıyla hayatı değişti. O günden beri onlarca beste yapıp, Rafet El Roman’ın albüm teklifini almıştır.Yusuf Güney, artık hayatını çok sevdiği müzik ile kazanmaya başlamıştır. Rafet El Roman’ın vokalistliğini yapan Güney, yakın bir zamanda çıkaracağı albüm heyecanı ile uzun ve yorucu bir yola girmiş ve başarı ile ilerlemektedir. Güney, önümüzdeki aylarda İstanbul’a yerleşeceğini de belirtmiştir.
Heh ben niye keşfedememişim önce dedim :) Netten klibi bulup, ard arda izlemeye/dinlemeye başladık. Bir önceki takıntım için Oğuzhan ne oldu dedi Aylin, onun işi bitti dedim :)
Bu nasıl bir ses inanılmaz etkilendim, bayıldım, hatta bu kelimeler az kalır Aylin'e yazdıklarımın yanında :) Yalnız klip çok komik, iki adam teknede başbaşa bir tanede zavallı bi kızcağız ara sıra görünüp kendi kendine dans ediyor, akıllarınca estetik katsın diye koymuşlar hatunu ama iki adam çok daha estetik ve romantik görünüyor, kızın her hareketi, görünüşü baştan aşağı fiyasko, dayanamıyorum al şu kızı git Rafet çıkın klipten diyorum :) ikside lüzümsuz.. Birde motor sahnesi var çok ufak, hah işte orda o motorda ben olmalıydım diyorum, Aylinde evet tam senlik diyor :)
Aslında bu Yusuf Güney için, sesi için çokk şey yazabilirim ama, şimdi sadece dinlemeyi tercih ediyor ve fikirlerimi kendime ve Aylin'e saklıyorum :)
Kasım sonunda albümü çıkıyormuş, bekliyoruz efendim.
İşte klip, benim dışında herkes izlemiştir kesin, radyo ve tv takibim uzun zamandır olmadığı için hep geriden geliyorum. Bu defa üzüldüm bu duruma :) Şarkının ilk başında tek başına söylediği kısıma dikkat! Muhteşem..
İşte böyle sıradan bir sabah bu kliple ve ard arda yaptığımız espriler ve msn deki sesli kahkahalarımızla keyifli bir sabaha dönüşüverdi..Bu satırları yazarken dinlemeye devam ediyorum..Biri beni durdursun :))
sıradan bir sabah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sıradan bir sabah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Ekim 2008 Perşembe
3 Nisan 2008 Perşembe
sıradan bir sabah 3
Güneş mi var, bahar el mi sallamaya başladı, hem de buraya arka sokaklara..
Hala kıyıda köşede birikmiş karlar direnirken, hava serin, rüzgar ters köşeden eserken bronzlaşmaya hazır ruhlarımız.. Buradaki 'son' baharımızda..
Otobüste Bryan Adams'tan bilindik ve güzel bir şarkı çalıyordu, biz indik yarım kaldı..
Daha geçen sene okul bahçesinde ağlaya ağlaya ayrılamadığımız günler ne çabuk geride kalmıştı. Ağlamalar geçmiş, öpe koklaya vedalaşır olmuştuk ve bugünde arkasına bakmadan neşe içinde arkadaşlarına koştu. ''İyi eğlenceler, görüşürüz'' dedim..duymuş muydu?
Büyüdükçe terketmeyi, arkana bakmamayı öğreniyorsun galiba.. Şimdi bu beni neden üzdü, ben onlarca kere arkama bakmadan gitmedim mi?
Arkasını dönüp gitmeleri, ağlamalarından, onsuz bir yere gidememekten, dökülenden saçılandan şikayet etmelerden çok daha zormuş.. İçim buruldu.. Ama belli etmeyeceğim..
Kafenin kapısının önüne masa sandalye atıyorlar güneşi selamlamak için, gürültüsü yanı başımda.. Güneş kendi için yapılan hazırlıklara kayıtsız kalmayıp iyice dökülür mü üstümüze acaba?
Yaşlı köpekli bir kadın kahvesini alıp kuruldu bile baş köşeye, şimdi güneş daha mı açtı ne?
Demek, bir şeyi isteyince hazırlık yapmak, hazırlığını göstermek gerekiyor ve sonra beklemek.. Gelirse ne ala gelmezse solaryuma mı..demek..
Çantamdan bir yığın kareli sayfalar çıkarıyorum, yazacak yer kalmamış, evirip çevirip bir yer buluyorum bunları yazmak için..
1 paket margarin oda sıcaklığında yazıyor bir yerinde, hemen arkasında palmiye mah.. bla bla sok. kat:3..onun arkasında minik fokumun çizdiği anne baba çocuk ve başlarının üstündeki güneş resmi var. Bir sonraki sayfada alt köşede ''Dalgacı dalgalar, dalgakıranı kırmaya çalıştılar'' diye başlayan yarım kalmış bir cümle..
Biriktikçe birikmiş. Temizlik zamanı gelmiş. Birikenleri bu neymiş diye tek tek ayıklamak bazen işime gelmiyor, zaman alıyor, yoruyor, toptan buruşturup atmak en iyisi.. Neyse ne artık, yazılan yazılmış çizilen çizilmiş, zamanı gelmiş gitmiş.. Hadi güle güle...
İçeri girerken önümdeki kadının saçları dikkatimi çekti, eskiden maviymiş belli. Uzun uzun zaman önce Ankara Karanfil Sokakta pasajda bir gümüşçüde güle oynaya, cıyaklaya kulağımı ikinciye ve üçüncüye deldirmiştim dershaneden arkadaşıma..Sonrasında yılbaşı gecesi için aldıkları sprey boyaları göstermişti, hemen ardından saçımın ön tarafını olduğu gibi maviye boyamıştık. Çok hoşuma gitmişti. Mavi her anlamda özgürlüktü ya saçlarımdaydı şimdi.
Hatta çok mutluydum, Karanfil Sokaktan YKM nin yanındaki büromuza kulağımda artı iki sızı, saçımda gece mavisiyle yürürken.. Saçıma değen son renk oldu mavi.. Başka rengi hiç istemedim..
( Durdum, durdum...yazamadım..)
Sıradan bir sabahtı, aklım Karanfile takıldı..Orada kaldım..
Eğlence bitti, dağıldım!..
saat:11:05
Hala kıyıda köşede birikmiş karlar direnirken, hava serin, rüzgar ters köşeden eserken bronzlaşmaya hazır ruhlarımız.. Buradaki 'son' baharımızda..
Otobüste Bryan Adams'tan bilindik ve güzel bir şarkı çalıyordu, biz indik yarım kaldı..
Daha geçen sene okul bahçesinde ağlaya ağlaya ayrılamadığımız günler ne çabuk geride kalmıştı. Ağlamalar geçmiş, öpe koklaya vedalaşır olmuştuk ve bugünde arkasına bakmadan neşe içinde arkadaşlarına koştu. ''İyi eğlenceler, görüşürüz'' dedim..duymuş muydu?
Büyüdükçe terketmeyi, arkana bakmamayı öğreniyorsun galiba.. Şimdi bu beni neden üzdü, ben onlarca kere arkama bakmadan gitmedim mi?
Arkasını dönüp gitmeleri, ağlamalarından, onsuz bir yere gidememekten, dökülenden saçılandan şikayet etmelerden çok daha zormuş.. İçim buruldu.. Ama belli etmeyeceğim..
Kafenin kapısının önüne masa sandalye atıyorlar güneşi selamlamak için, gürültüsü yanı başımda.. Güneş kendi için yapılan hazırlıklara kayıtsız kalmayıp iyice dökülür mü üstümüze acaba?
Yaşlı köpekli bir kadın kahvesini alıp kuruldu bile baş köşeye, şimdi güneş daha mı açtı ne?
Demek, bir şeyi isteyince hazırlık yapmak, hazırlığını göstermek gerekiyor ve sonra beklemek.. Gelirse ne ala gelmezse solaryuma mı..demek..
Çantamdan bir yığın kareli sayfalar çıkarıyorum, yazacak yer kalmamış, evirip çevirip bir yer buluyorum bunları yazmak için..
1 paket margarin oda sıcaklığında yazıyor bir yerinde, hemen arkasında palmiye mah.. bla bla sok. kat:3..onun arkasında minik fokumun çizdiği anne baba çocuk ve başlarının üstündeki güneş resmi var. Bir sonraki sayfada alt köşede ''Dalgacı dalgalar, dalgakıranı kırmaya çalıştılar'' diye başlayan yarım kalmış bir cümle..
Biriktikçe birikmiş. Temizlik zamanı gelmiş. Birikenleri bu neymiş diye tek tek ayıklamak bazen işime gelmiyor, zaman alıyor, yoruyor, toptan buruşturup atmak en iyisi.. Neyse ne artık, yazılan yazılmış çizilen çizilmiş, zamanı gelmiş gitmiş.. Hadi güle güle...
İçeri girerken önümdeki kadının saçları dikkatimi çekti, eskiden maviymiş belli. Uzun uzun zaman önce Ankara Karanfil Sokakta pasajda bir gümüşçüde güle oynaya, cıyaklaya kulağımı ikinciye ve üçüncüye deldirmiştim dershaneden arkadaşıma..Sonrasında yılbaşı gecesi için aldıkları sprey boyaları göstermişti, hemen ardından saçımın ön tarafını olduğu gibi maviye boyamıştık. Çok hoşuma gitmişti. Mavi her anlamda özgürlüktü ya saçlarımdaydı şimdi.
Hatta çok mutluydum, Karanfil Sokaktan YKM nin yanındaki büromuza kulağımda artı iki sızı, saçımda gece mavisiyle yürürken.. Saçıma değen son renk oldu mavi.. Başka rengi hiç istemedim..
( Durdum, durdum...yazamadım..)
Sıradan bir sabahtı, aklım Karanfile takıldı..Orada kaldım..
Eğlence bitti, dağıldım!..
saat:11:05
27 Mart 2008 Perşembe
sıradan bir sabah 2
'Aynı kafe, aynı kahve. Nasıl oldun? iyimisin? ben diz boyu karda gri bir noktayım sanki'
.................................. mesaj gönderildi..........
Bu arada bugün buraya yazmak için bir şeyler yazıyorum....Mesaj gelir, o da ne 'selam yaarın cuma zebze geliyor haberiniz olsun..tırrrrttt market..
hoppala çık aradan :)
Hemen ardından beklediğim cevap gelir..
'Yanında bir kahve içerdim bende.. Moralim bozuk ama iyiyim. Mail attım sana kısa..Gözlerim şiş ama çıkmam lazım..'
ve devam eder mesajlar..
B: 'Benimde öyle bir kibritlik işi var moralimin yakalım gitsin :)
Kahveni söyledim yanında tarçınlı pulla şiş gözlere birebir :)
2 den 4 e evdeyim..'
A:' Tamam o saatlerde nete kaçarım hem kahve molam olur hemde biraz sohbet ederiz olur mu?'
B: 'Olur tabii, keşke yanyana olsaydık şimdi. Hatta kaçsaydık bebeleri jeepin arkasına atıp :) Sen sür ben konuşurum :)'
A: 'Tamam ;) emniyet kemerlerini bağla bebelerin, kendinide unutma ;) tehlikeli bir yolculuk bizi bekliyor, ........... bekle bizi ..............'dan geliyoruz.' ( noktalı yerleri ben montajladım ;)
B: 'Bugün böyle güleceğim aklıma gelmezdi. Fonda Rocky'nin müziği ( gerçekten:)) kemerler her daim takılı kask bile taktım. Ahmete mavi Elife lila bana turanj seninki leopardi ehuheuheu'
A: Üstümüzde yazlıklar;) altımızda şortlar Ahmet ve Elifte de mayolar :)
Dikkat sert bir viraja 180 le daldık, tutunun!! elinizdeki kolaları dökmeyin :)
B: Bebeler uyumuş, cd de İstanbul Attack sıccak mı sıccak :) tozu dumana kattın kimliğini aldınmı ilerde çevirme var bana kalırsa durma vakit kaybetmeyelim :)
A: Geçtik bile çevirmeyi,yanlız önümüze koydukları barikata çarptım! Arkamızdan polis otosu geliyor, tam gaz devam durmuycam, sen sıkı tutunmaya ve hayal etmeye devam et
B: Aynasızlara aynadan bakıyorum pek ciddi görünüyorlar bizde rav 4 var onlardaki araç tanımlanamayan bir cisim ehuheuheu bas gaza ilerdeki tali yola gir fonda macarena :)
A: Ben yola saptım fakat benzin ibresi neredeyse sıfırı göstermekte, Elif acıkmış bide :)
B: Neyseki acıkmış tuvaleti gelmeden Meksika sınırını geçelim orada bildiğim bir yer var tortillalı bir şeyler yeriz. Aynasızları göremiyorum ya sen :)
A: Atlatmışız neyseki, dediğin mekanda pizza varsa bana uyar, benzinde alırız, yorucu ama keyifli bir yolculuk oldu şimdiye kadar yardımcı kaptan olarak iyiydin :)
B: İtalyada değiliz Meksikadayız pizzayı tavsiye etmem :) Benzinci çocuğa baksana Ricky Martine benzemiyormu :)
Bu arada eve girmek üzereyim :)
A: Tamam ben temizliğe başladım, moladayız :) bu arada benzinci çocuğu bırak ..................... hatırladınmı :) ehuheuheu....................... dıtdırırıtdıdıt montajjj dıttt :)
Yaklaşık iki buçuk saate yayıldı mesajlaşmamız.. Evet sıradan bir sabahtı, evet ikimizinde keyfi pek yerinde değildi..Bazen bir şeylerin hayalini kurmak gerçekten yaşamaktan bile keyifli oluyor..Heleki aynı frekansta olduğun bazen konuşmadan bile anlaştığın bir dostunuz olursa..
Dosttan izin alınmıştır mesajları buraya yazılırken, bakalım kahramanlarımızı bundan sonra nasıl bir macera bekliyor :))
not: Akılıma teyzem geldi şimdi bunları okusa ' vah vah nerelere gidiyor kocaların paraları' derdı :)))
ben ne derdim , şükretsinler ki hayalini kuruyoruz ehuheuheu :))
.................................. mesaj gönderildi..........
Bu arada bugün buraya yazmak için bir şeyler yazıyorum....Mesaj gelir, o da ne 'selam yaarın cuma zebze geliyor haberiniz olsun..tırrrrttt market..
hoppala çık aradan :)
Hemen ardından beklediğim cevap gelir..
'Yanında bir kahve içerdim bende.. Moralim bozuk ama iyiyim. Mail attım sana kısa..Gözlerim şiş ama çıkmam lazım..'
ve devam eder mesajlar..
B: 'Benimde öyle bir kibritlik işi var moralimin yakalım gitsin :)
Kahveni söyledim yanında tarçınlı pulla şiş gözlere birebir :)
2 den 4 e evdeyim..'
A:' Tamam o saatlerde nete kaçarım hem kahve molam olur hemde biraz sohbet ederiz olur mu?'
B: 'Olur tabii, keşke yanyana olsaydık şimdi. Hatta kaçsaydık bebeleri jeepin arkasına atıp :) Sen sür ben konuşurum :)'
A: 'Tamam ;) emniyet kemerlerini bağla bebelerin, kendinide unutma ;) tehlikeli bir yolculuk bizi bekliyor, ........... bekle bizi ..............'dan geliyoruz.' ( noktalı yerleri ben montajladım ;)
B: 'Bugün böyle güleceğim aklıma gelmezdi. Fonda Rocky'nin müziği ( gerçekten:)) kemerler her daim takılı kask bile taktım. Ahmete mavi Elife lila bana turanj seninki leopardi ehuheuheu'
A: Üstümüzde yazlıklar;) altımızda şortlar Ahmet ve Elifte de mayolar :)
Dikkat sert bir viraja 180 le daldık, tutunun!! elinizdeki kolaları dökmeyin :)
B: Bebeler uyumuş, cd de İstanbul Attack sıccak mı sıccak :) tozu dumana kattın kimliğini aldınmı ilerde çevirme var bana kalırsa durma vakit kaybetmeyelim :)
A: Geçtik bile çevirmeyi,yanlız önümüze koydukları barikata çarptım! Arkamızdan polis otosu geliyor, tam gaz devam durmuycam, sen sıkı tutunmaya ve hayal etmeye devam et
B: Aynasızlara aynadan bakıyorum pek ciddi görünüyorlar bizde rav 4 var onlardaki araç tanımlanamayan bir cisim ehuheuheu bas gaza ilerdeki tali yola gir fonda macarena :)
A: Ben yola saptım fakat benzin ibresi neredeyse sıfırı göstermekte, Elif acıkmış bide :)
B: Neyseki acıkmış tuvaleti gelmeden Meksika sınırını geçelim orada bildiğim bir yer var tortillalı bir şeyler yeriz. Aynasızları göremiyorum ya sen :)
A: Atlatmışız neyseki, dediğin mekanda pizza varsa bana uyar, benzinde alırız, yorucu ama keyifli bir yolculuk oldu şimdiye kadar yardımcı kaptan olarak iyiydin :)
B: İtalyada değiliz Meksikadayız pizzayı tavsiye etmem :) Benzinci çocuğa baksana Ricky Martine benzemiyormu :)
Bu arada eve girmek üzereyim :)
A: Tamam ben temizliğe başladım, moladayız :) bu arada benzinci çocuğu bırak ..................... hatırladınmı :) ehuheuheu....................... dıtdırırıtdıdıt montajjj dıttt :)
Yaklaşık iki buçuk saate yayıldı mesajlaşmamız.. Evet sıradan bir sabahtı, evet ikimizinde keyfi pek yerinde değildi..Bazen bir şeylerin hayalini kurmak gerçekten yaşamaktan bile keyifli oluyor..Heleki aynı frekansta olduğun bazen konuşmadan bile anlaştığın bir dostunuz olursa..
Dosttan izin alınmıştır mesajları buraya yazılırken, bakalım kahramanlarımızı bundan sonra nasıl bir macera bekliyor :))
not: Akılıma teyzem geldi şimdi bunları okusa ' vah vah nerelere gidiyor kocaların paraları' derdı :)))
ben ne derdim , şükretsinler ki hayalini kuruyoruz ehuheuheu :))
Etiketler:
arasıra_bazıbazılar,
bana_dairler,
sıradan bir sabah
11 Mart 2008 Salı
sıradan bir sabah
_Anne 'ölmek ne demek?'
_Daha önce söylemiştim ya 'uzun süre uyumak' demek.
_ 'Ne zaman uyanır ölenler'
_'Hiç bir zaman'
_'Ama ben uyumayı sevmiyorum'
_ 'pekiii herkes kutuylamı gömülüyor'
_'Herkes kutuya giriyor, ama nasıl isterse öyle gömülüyor'
_ 'sen nasıl gömüleceksin?
'_ 'Kutusuz'..
_'Kumsalamı gömülürler'
_ 'Hayır normal bahçe toprağına'
_'Hadi şimdi bunları bırakalım, Margaut çoktan hazırlanmıştır, ondan önce gidelim okula'
_'Mor eteğini giymek istermisin?'
....................................................................
__Aaa anne Olle'ler ..
__Olle kim? Hani nerede?
__Sınıftan arkadaşım, ordalar durağa gidiyorlar..
__Aynı yerde oturuyormuşuz şansa bak..
Otobüse binilir selam verilir, okul çıkışlarında sürekli karşılaştığım biri ama ilk defa konuşacağız.. Klasik ilk soru gelir, kızınız kaç yaşında?
_dört buçuk
Buradamı oturuyorsunuz diye sorar
_Evet 22 D'de
Beklenen soru gelir, where are you from? :))
I come from Turkey demek istemiyorum genellikle, turkey aynı zamanda hindi anlamına geldiği için hoşuma gitmiyor hemen fincesini söylüyorum..from Turkki :)
ehuehuheu geçen sene ordaydık diyor..
yaa ne güzel neresinde :)
Bodrum, Marmaris diyor, tekne turundan bahsediyor, çok güzeldi diyor..
Evet güzeldir diyorum..Raki şiş kebapta yedinizmi diye sorasım var ama sormuyorum :) Sanki her yerini biliyormuş gibi Türkiye'de hangi şehirde yaşıyordunuz diyor?
Ankara diyorum, saniyede elli havaifişek patlıyor o an göz bebeklerimde..
Yine biliyormuş gibi kafa sallıyor, İstanbul desem hemen atlar ama :))
Neyse bizden bir durak önce iniyorlar..Marmarise henüz kendimin bile gitmediğini ama buradakilerin tatillerini Türkiye'de geçireceklerse ilk tercihlerinin Marmaris olduğunu düşünüyorum, daha önceki verilerime dayanarak..
Sonrasında, Minik Fok __ Ben senden daha iyi ingilizce konuşuyorum diyor bana :)
__ aa nesi varmış bak gül gibi anlaştık diyorum ve yine teşfik olsun diye,
__tabii sen benden daha iyi konuşuyorsun, bir şey demedik diyorum :)
Minik foku okula bırakıp, her zamanki kafeye gidiyorum. Yine tanıdık simalar, tek mekanda çekilmiş iyi bir sitcom çıkar buradan..Yada bizimkiler dizisine benzer bir dizi..Hani filmlerde adam bara girer ve her zamankinden ver jack der ya, benim söylememe bile gerek kalmıyor, selamlaşıp gülümsüyoruz kahvemi alıp geçiyorum her zaman ki masama..Laptoplu adam ve geçen bölümde benden nasibini alan güzelcede yine aynanın karşısındaki masada yerini almış. Ya hayret birşey hakikaten hasta bu kız diyorum :) kendi kendime..Gözü sürekli aynada, sürekli ruj tazeliyor, saçlarını bir sağa bir sola atıyor..Saçları boya, hemde siyah.Herkes olmayanı istermiş, bizde herkes yana yana sarıya boyatıyor burada da tam tersi..
Laptoplı adam bugün pek ciddi, ilk gördüğümde yanımda minik fokta vardı sıcak çikolatasını içiyordu, adamın masasından hebele hübele sesler geliyor, ilk önce anlamadım kimle konuştuğunu çünkü yalnızdı, ama nasıl keyifli puahhahhahha diye kahkalar atıyor, karşısındaki erkek arkadaşının sesi laptoptan olduğu gibi kafenin içine yayılıyor, düşünüyorum erkeklerde böyle dakikalarca hemcinsiyle gülüşürmü? Gülüşürse neye gülerler soluksuz, ilginç geliyor.. Kafamı kaldırınca ne göreyim, adam laptopu almıs havaya kaldırmış kafenin içini gösteriyor arkadaşına. Hey allahım dedim, okadar gülüştüler şimdi nerede olduğunu ıspatlıyor demekki :) Minik fok ve benim olduğum masayı çekerken el salladık hei, hei! diyerek :)) O günden sonra defalarca gördüm bu adamı aynı kafede..Borsacı tiplimi desem , finans işleriyle uğraşan bir tipi var kırk kırbeş yaşlarında takım elbiseli normal biri :)
O sırada Türkiye'nin tanıtım reklamı resmini taşıyan bir taksi geçiyor caddeden, son üç dört aydır her yerde var bu taksilerden ..Turizm Bakanlığı'nı kutlamak gerekir. Başarılı bir operasyon gerçekleştirip toplu taşım araçlarına ve taksilere Azra Akın'ın
güzel dişli, sevimli yüzü ve Efes, Peri bacaları, harika deniz manzaralı bir resim eşliğinde tanıtımımız gerçekleştiriliyor.Ekleyeceğim fotografı zor şartlarda zoomlayarak 2 megapixellik cep telefonu kameramla çektim. Aslında sürekli görüyorum ama durdurupta 'Ben Türküm, memleketimin bir fotografını çekebilirmiyim' diyemiyorum :) Şöförün ' bu ne manyak, bune garip, bune bohem hayat' deme ihtimalini düşünerek :))
Azra Akın'dan daha iyi bir yüz benimde aklıma gelmedi Türkiye'yi temsil edecek. O bir, ben iki ehuehuheu daha ne olsun :)) Yanına birde erkek temsilci olsa ne iyi olurmuş, ilk aklıma gelen tabiki İlhan Mansız oldu ama ikisi yanyana gelince uzak doğuda bir ülke sanabilirlerdi, en iyisi Kenan İmirzalıoğlu yakışırdı tipik Türk erkeği olarak, rezervasyon patlaması olurdu belki :)kara kaş kara göz daha ne olsun, onun müsfettesi olamayacaklar prim yapıyor burada akıl alır gibi değil. Kadın milletini anlamak zor. Daha doğrusu yabancı kadınları anlamak daha zor. (erkekler konusunda)
Bugünle ilgili yazacaklarım bitmedi ama saat 01:30 olmuş ve artık kafamı toparlayamıyorum..devamı daha sonra :)
_Daha önce söylemiştim ya 'uzun süre uyumak' demek.
_ 'Ne zaman uyanır ölenler'
_'Hiç bir zaman'
_'Ama ben uyumayı sevmiyorum'
_ 'pekiii herkes kutuylamı gömülüyor'
_'Herkes kutuya giriyor, ama nasıl isterse öyle gömülüyor'
_ 'sen nasıl gömüleceksin?
'_ 'Kutusuz'..
_'Kumsalamı gömülürler'
_ 'Hayır normal bahçe toprağına'
_'Hadi şimdi bunları bırakalım, Margaut çoktan hazırlanmıştır, ondan önce gidelim okula'
_'Mor eteğini giymek istermisin?'
....................................................................
__Aaa anne Olle'ler ..
__Olle kim? Hani nerede?
__Sınıftan arkadaşım, ordalar durağa gidiyorlar..
__Aynı yerde oturuyormuşuz şansa bak..
Otobüse binilir selam verilir, okul çıkışlarında sürekli karşılaştığım biri ama ilk defa konuşacağız.. Klasik ilk soru gelir, kızınız kaç yaşında?
_dört buçuk
Buradamı oturuyorsunuz diye sorar
_Evet 22 D'de
Beklenen soru gelir, where are you from? :))
I come from Turkey demek istemiyorum genellikle, turkey aynı zamanda hindi anlamına geldiği için hoşuma gitmiyor hemen fincesini söylüyorum..from Turkki :)
ehuehuheu geçen sene ordaydık diyor..
yaa ne güzel neresinde :)
Bodrum, Marmaris diyor, tekne turundan bahsediyor, çok güzeldi diyor..
Evet güzeldir diyorum..Raki şiş kebapta yedinizmi diye sorasım var ama sormuyorum :) Sanki her yerini biliyormuş gibi Türkiye'de hangi şehirde yaşıyordunuz diyor?
Ankara diyorum, saniyede elli havaifişek patlıyor o an göz bebeklerimde..
Yine biliyormuş gibi kafa sallıyor, İstanbul desem hemen atlar ama :))
Neyse bizden bir durak önce iniyorlar..Marmarise henüz kendimin bile gitmediğini ama buradakilerin tatillerini Türkiye'de geçireceklerse ilk tercihlerinin Marmaris olduğunu düşünüyorum, daha önceki verilerime dayanarak..
Sonrasında, Minik Fok __ Ben senden daha iyi ingilizce konuşuyorum diyor bana :)
__ aa nesi varmış bak gül gibi anlaştık diyorum ve yine teşfik olsun diye,
__tabii sen benden daha iyi konuşuyorsun, bir şey demedik diyorum :)
Minik foku okula bırakıp, her zamanki kafeye gidiyorum. Yine tanıdık simalar, tek mekanda çekilmiş iyi bir sitcom çıkar buradan..Yada bizimkiler dizisine benzer bir dizi..Hani filmlerde adam bara girer ve her zamankinden ver jack der ya, benim söylememe bile gerek kalmıyor, selamlaşıp gülümsüyoruz kahvemi alıp geçiyorum her zaman ki masama..Laptoplu adam ve geçen bölümde benden nasibini alan güzelcede yine aynanın karşısındaki masada yerini almış. Ya hayret birşey hakikaten hasta bu kız diyorum :) kendi kendime..Gözü sürekli aynada, sürekli ruj tazeliyor, saçlarını bir sağa bir sola atıyor..Saçları boya, hemde siyah.Herkes olmayanı istermiş, bizde herkes yana yana sarıya boyatıyor burada da tam tersi..
Laptoplı adam bugün pek ciddi, ilk gördüğümde yanımda minik fokta vardı sıcak çikolatasını içiyordu, adamın masasından hebele hübele sesler geliyor, ilk önce anlamadım kimle konuştuğunu çünkü yalnızdı, ama nasıl keyifli puahhahhahha diye kahkalar atıyor, karşısındaki erkek arkadaşının sesi laptoptan olduğu gibi kafenin içine yayılıyor, düşünüyorum erkeklerde böyle dakikalarca hemcinsiyle gülüşürmü? Gülüşürse neye gülerler soluksuz, ilginç geliyor.. Kafamı kaldırınca ne göreyim, adam laptopu almıs havaya kaldırmış kafenin içini gösteriyor arkadaşına. Hey allahım dedim, okadar gülüştüler şimdi nerede olduğunu ıspatlıyor demekki :) Minik fok ve benim olduğum masayı çekerken el salladık hei, hei! diyerek :)) O günden sonra defalarca gördüm bu adamı aynı kafede..Borsacı tiplimi desem , finans işleriyle uğraşan bir tipi var kırk kırbeş yaşlarında takım elbiseli normal biri :)
O sırada Türkiye'nin tanıtım reklamı resmini taşıyan bir taksi geçiyor caddeden, son üç dört aydır her yerde var bu taksilerden ..Turizm Bakanlığı'nı kutlamak gerekir. Başarılı bir operasyon gerçekleştirip toplu taşım araçlarına ve taksilere Azra Akın'ın
güzel dişli, sevimli yüzü ve Efes, Peri bacaları, harika deniz manzaralı bir resim eşliğinde tanıtımımız gerçekleştiriliyor.Ekleyeceğim fotografı zor şartlarda zoomlayarak 2 megapixellik cep telefonu kameramla çektim. Aslında sürekli görüyorum ama durdurupta 'Ben Türküm, memleketimin bir fotografını çekebilirmiyim' diyemiyorum :) Şöförün ' bu ne manyak, bune garip, bune bohem hayat' deme ihtimalini düşünerek :))Azra Akın'dan daha iyi bir yüz benimde aklıma gelmedi Türkiye'yi temsil edecek. O bir, ben iki ehuehuheu daha ne olsun :)) Yanına birde erkek temsilci olsa ne iyi olurmuş, ilk aklıma gelen tabiki İlhan Mansız oldu ama ikisi yanyana gelince uzak doğuda bir ülke sanabilirlerdi, en iyisi Kenan İmirzalıoğlu yakışırdı tipik Türk erkeği olarak, rezervasyon patlaması olurdu belki :)kara kaş kara göz daha ne olsun, onun müsfettesi olamayacaklar prim yapıyor burada akıl alır gibi değil. Kadın milletini anlamak zor. Daha doğrusu yabancı kadınları anlamak daha zor. (erkekler konusunda)
Bugünle ilgili yazacaklarım bitmedi ama saat 01:30 olmuş ve artık kafamı toparlayamıyorum..devamı daha sonra :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


