14 Nisan 2010 Çarşamba

Buluşmuştuk Bir Kavşakta X

Sımsıcak bir kucaklaşmanın yerini hiçbir şey tutmaz..

Sinem o akşam biraz daha erken gitmişti işe, bardaki hazırlık aşamaları yeni yeni bitmiş, çalan müziğe ufak tefek eşlik ederken bir bira açtı kendisine, hem çok enerjik hem de dokunsan ağlayacak bir ruh hali içindeydi. Yorgun hissediyordu ruhunu, muhasebeyi özelliklede hayatının muhasebesini yapmayı hiç sevmezdi, hesapsızca yaşamıştı bunca zaman, sanki doğduğundan beri hiçbir yere hiç kimseye ait değildi birden ortaya çıkıvermişti, güçlü duruşunun altında hep bir yerlere birilerine bağlanma hissi vardı henüz karşısına ona dur diyebilen güven ve aitlik duygusunu verebilen biri çıkmamıştı, ilişkileri sınırsız eğlence üzerine kurulmuş romantizmin kıyısından köşesinden geçmişti ancak..pire için yorgan yakan türden olduğu için ise kısa sürmüştü beraberlikleri evliliği ise sadece bir yıl.

Buraya bu hayatına bağlanmak istiyordu ama içinde bir korku vardı ya birden yine sıkılır da buradan da gitmek isterse diye..
Yeşimle tanışalı henüz bir ay bile olmamasına rağmen onu seviyor ve her şeyini emanet edecek kadar güveniyordu her ne kadar ilk anda farklı gibi görünseler de benzer çok yanları yaşanmışlıkları vardı en çok da huzursuz iç dünyaları ve özgürlüklerine aynı oranda düşkün oluşları benziyordu.


Sinem duygularını içinden geldiği gibi yaşıyordu öfkesini asla bastırmaya çalışmazdı şen kahkahalarını ve sevincini de..
Yeşim ise daha kontrollüydü ağırbaşlı ve nazik bir görünüm hakimdi, saçının önündeki bir tutam mavi saç bu görünüme tezat olan tek şeydi.
Saat ilerlemiş hafta içi olduğu için kalabalık değildi birkaç masa doluydu ve bar taburesinde orta yaşı geçmiş geveze ve bilmiş hayli sinir bozucu bir adam oturmaktaydı, Sinem asla vazgeçmediği beyaz farı rimelle belirginleştirdiği uzun kirpikleri dudak parlatıcısı ve tepeden sıkıca bağladığı sarı saçları ve halka küpeleriyle mekana ciddi anlamda renk katmıştı, bu gece hemen bitsin ve eve gideyim diye bakıyordu Sinem ve en çok da Yeşimle Semih’in karşılaşmasını merak ediyordu...

Semih, sana çiçeğim demekle yanılmamışım dedi Yeşim’in gözlerinin içine bakarken. Gözlerine binlerce yıldız kaçmıştı sanki. Siyah dalgalı hatta kıvırcıktı saçları ve aynı renk gözleri, onu tanımlamak için tek kelime yeterliydi..sevimli! konuşması hareketleri o kadar içtendi ki, yıllardır tanışıyormuş hissine kapılmamak elde değildi, ince duygulu esprili anlayışlı sabırlı komik kim ne ararsa sanki onda bulabilirdi, hatta kızların en yakın erkek arkadaşı olabilecek türdendi.
Yeşim her zamankinin aksine tutuktu elini ayağını nereye koyacağını bilemiyor gibiydi, aklı dağıldığı için gelirken tüm gece boyu atıştırmak için almayı düşündüğü şeyleri de unutmuştu. Semih onu kapıyı açan çocukla tanıştırdı ondan önce program yapan arkadaşıydı.


Radyo bir apartman dairesinden oluşuyordu, dj kabini çok büyük değildi ama oturmak için iki tane de koltuk vardı karşılıklı, sonra tüm cd lerin bulunduğu arşiv odası vardı ve büyükçe bir salon burada masa sandalye ve koltuklar vardı hiç biri yeni değildi, ve ufak bir mutfak, ilk göze çarpan çay kahve makinesiydi.
Semih’in programı başlamıştı, o ana kadar hep bir sesti onun için ve hep evde radyonun başında dinlemişti onu. Şimdi ise karşısındaydı, düşünceli sevimli tavırlarıyla zorla kendini sevdiriyordu onu izlemek hoşuna gitmişti Yeşim’in, artık dinlemiyor sanki hiçbir şey duymuyor sadece izliyordu Semih’i..telefonla konuşmasını kulaklığını takışını düğmelerle oynayışını ara sıra canlı yayındakilerle konuşurken Yeşim’e göz kırpıp dil çıkartmasını. Yeşim böyle bir haberi aldığı gün olabileceği en iyi yerdeydi Semih’le olmak ona iyi geliyordu hatta her şeye rağmen mutluydu, kapıyı açan çocuk yiyecek bir şeyler alıp gelmişti Yeşim’de o ara çay demlemişti yeni demlenmiş çayın kokusu oldum olası huzur verirdi, saat gece yarısına yaklaşırken Yeşim Semih’i kare kare ezberlemişti, ortada adı konmuş bir ilişki yoktu konmasını da istemiyordu zaten tek bildiği Semih’in ilgisinin onu mutlu ettiğiydi, onunla ömrünün sonuna kadar herkes sorunsuz tasasız yaşayabilirdi.


Semih ise ilk defa yüzünü görmediği birine karşı bir şeyler hissettiğini söyledi, kafamda canlandırdığım gibisin mavi saçın hariç dedi aynı anda güldüler. Zaten en çok yaptıkları şey gülmekti, bazen öyle espriler yapıyordu ki Semih, Yeşim yeter diye bağırıyordu bir yandan karnını tutarak, espri yeteneğiyle zekasını da kanıtlamış oluyordu.

Gece üç olmuş program bitmiş, Yeşim ile Semih sokağa adımlarını atmışlardı, hava öylesine soğuktu ki ama yinede beraber yürüyeceklerdi, günlerdir hayalini kurdukları şeydi bu. Kol kola girdiler Yeşim’in eli Semih’in cebinde Semih’in eli Yeşim’in cebinde ayakları bir birlerine uyumlu ritmik şekilde çocuklar gibi şen adımlıyorlardı caddeyi..Sokaklar boş, geçen birkaç taksinin gürültüsünden başka ses yoktu, Hamam yoluna geldiklerinde parkın orada havalanan kuşları gördüler ve yerde uçuşan birkaç gazete kağıdıyla poşeti..


Kapının önüne yaklaştıklarında, işte ışıklı yol dedi Semih gülümseyerek, o gece senden her hangi bir işaret alamasaydım sabaha kadar bekleyecektim dedi, delisin dedi Yeşim’de ona gülerek, kimse için o kadar fedakarlık yapma dedi sonra, senin için bu ne ki dedi Semih..Şimdi gitme otur burada de sabaha kadar otururum dedi heyecanla, ya çılgın ya çocuk yada henüz acı çekmemiş bu çocuk diye düşündü Yeşim..oysa bilmiyordu ki kim için yaparsa yapsın tüm bu fedakarlıkları boşunaydı eninde sonunda güzel olan şeyler biterdi. Hevesini kırmak istemedi ve karamsarlığa boğmak sadece eminim yaparsın şüphem yok ama ben bunu asla istemiyorum çünkü sana kıyamam sabah penceremi açtığımda buz kalıbına dönüşmüş bir penguen görmek istemiyorum dedi gülerek Yeşim. Peki ama bil ki penguenin seni seviyor dedi Semih. Yeşim ne olduğunu anlamadan afallamıştı böyle ani hızlı gelişen şeylerden hoşlanmazdı ve böyle bir şeye hazır değildi, çünkü o hala başkasını seviyordu. Umut vermek en büyük haksızlıktır demişti bir zamanlar yakın bir arkadaşı birden o sözü hatırladı, evet sanırım haksızlık ediyordu Semih’e ama bunu ona söyleyip onu kaybetmekte istemiyordu o yaşama bağlanan eli kolu olmuştu kısa zamanda.

Kapının önünde sıkı sıkı sarıldılar, Yeşim eve çıktı pencereye koşup aşağı baktı Semih’in ardından bakmaktı niyeti ama Semih hala gitmemişti, gülerek eliyle git diye işaret ediyordu Yeşim..Semih geri geri yürüyerek eliyle öpücük atarak uzaklaşıyordu, yine elini kalbinin üzerine koyup bekliyor sonra kocaman kucaklıyordu uzaktan YEŞİM’İ..Yeşim’in ağzı kulaklarındaydı perdesini kapattığında o sırada anahtar sesi geldi ve her zamanki gibi gürültüyle açıldı kapı. Gelen tabi ki Sinem’di. Yorgun görünüyordu, hiçbir şey söylemeden gelip Yeşim’in boynuna sarıldı Yeşimde ona..öyle kaldılar, hayırdır dedi Yeşim gülerek çok mu özledin..iyi ki varsın dedi Sinem..iyi ki varsın..sende dedi Yeşim anlamaya çalışan gözlerle bakarak..Semih’le ilk yüz yüze gelmenizi yarın dinlesem senden kırılmazsın değil mi dedi çok başım ağrıyor hemen yatmak istiyorum..kırılmam tabi bende yorgunum şu kadarını söyleyeyim, bayram çocukları kadar mutluyum!

Uykuya dalmadan önce son bir saat içinde iki sıcacık kucaklaşma yaşadığını düşündü Yeşim. Uçmasına yardım eden bir çift kanattı her ikisi de..

14 yorum:

enk dedi ki...

hayatta en guzel sey ask olmali yaa insanin hayatini iyi yada kötu tamamen bi anda degistiriyor..sevimli semih espirileriyle kapti Yesimi.´..Sinem bakalim kime asik olacak yazik o yanliz kalmasin demi ama :)) evden cikmadan görunce okuyum dedim ama gec kaldimm hahahah DOKTORA :)

'Berrin' dedi ki...

DOKTORA yEŞİM'İN SELAMINI SÖYLERSİN :)))
Sinem yalnız kalır mı hiç :))
en geç iki bölüme kadar onunda başını bağlayacağız :)

enk dedi ki...

hahha söyledim hemen buyur etti iceri :)) yakisikli biri olsun ama öyle geveze yasli kel cart curt olmasin :))

'Berrin' dedi ki...

hahahhaahh yok öyle olmayacak merak etme, mehmet aslantuğ'un genç haline benzer biri olacak sineminki baştan sona karizma :)))

Aylin Zeynep dedi ki...

Sinem'i anlatman,beni seneler önce kutlanmış bir doğumgünü yazısına götürdü,gözlerim doldu nedense...Bu kadar iyi beni tanıyam biri,neden yakınımda olmaz ki,neden!...
....
Semih'in karşısında Yeşm'in büründüğü utangaçlık pek hoşuma gitti,içim kıpır kıpır oldu sanki,ne hoş :)
Şu birbirlerinin ceplerinde elleri dolaşma olayının,aynı cepte olan kısmını seviyorum ben:)Yener'le ilk tanıştığımız gün sanki kaçamak bir elele tutuşması gibiydi;soğuktan korunma adı altında kaçamak bir dokunuş...
....
Bayram çocukları kadar mutlu olmak...En son hayata dair ne zaman mutlu olmuşum bu denli anımsayamadım ve sevmiyorum bayram sabahlarını (ne alakaysa) :)
....
Yeşim için inanılmaz mutlu oldum,tebessüm ettirdi;içimi doldurdu her karesi,bakalım nasıl gelişecek...Bir de Sinem'in nesi var merak etmedim değil :)

'Berrin' dedi ki...

öncelikle ÇINAR, yorumunu okudum yayınladım ama çıkmadı:((
bu aralar yorumlarda sorun var bazen yok oluyor kendi kendine bazende yayınladığım halde çıkmıyor..

ama öyküyü müthiş bulmana ve baştan itibaren okuyacağını yazmana çok sevindim :)
çok çok teşekkür ederim...

AYLİN, Sinem karmaşık bugunlerde yeni bir kent ve iş kolay değil ama gözünü açacağım bir kaç güne kadar hahah

hayatımda hep sevdiklerim ve yakınımda olmasını istediklerim uzağımda oldular benim de :(

bayram çocukları gibi mutlu olduğum zamanları bende hatırlayamadım çok uzun zaman olmuş olmalı hehe biliyorum bende hiç sevmem bayramları özelliklede sabahlarını...

enk dedi ki...

fazlada yakisikli olupta havali bisey olmasin kizimizi uzmesin sonra :)) ben nekaar iyi niyetliyim göruyorsun demi bastan asagi iyiliklerle dolu olsun bu hikaye ..gercegini göremiyoruz bari hikayenle mutlu olalim :))

bulut dedi ki...

Bölüm aralarını uzatmaman iyi oluyor. Gerçekten sardı bu hikaye beni ve yeni bölümü fazla beklemeden okumak hoşuma gidiyor.

Bence Yeşim Semih'e kesinlikle aşık olmayacak. Büyük aşkına karşılık bulamayan Semih, Yeşim'in arkadaşı olarak kalmakla yetinmek zorunda kalacak. Bunu yazarımızın bir paragrafta Semih için söylediği '... hatta kızların en yakın arkadaşı olacak türdendi. ' şeklindeki tanımlamadan çıkardım :)

'Berrin' dedi ki...

ilahi ENK, :))
sanırım birileri bu hikayenin sonunda mutlu olacak ama hangi kahramanımız yada kahramanlarımız şimdilik sır olarak kalsın :)

BULUT, aslında hikaye çok bile uzadı ve uzayacak gibi :) biraz daha kısa kesip sonuca bağlamayı düşünüyorum..yinede nereden baksanız bi dört bölüm daha beraberiz :))

baştan kurgulamıyorum yazarken kendiliğinden gelişiyor olaylar tam emin olmamakla beraber bende senin ikinci paragrafta düşündüklerini hissediyorum..ya kanayan yaraya tampon olmayı kabul edecek yada arkadaş kalmayı, bakalım :)
tespitini alkışlıyor tebrik ediyorum:)

bulut dedi ki...

Yeşim'in yarasına tampon olmayı kabullenmenin, kendi yaralarını derinleştireceğini anlayamayacak kadar tecrübesiz birine benziyor; bence kabul edecek. Ya da tek kanatlı meleğin diğer kadadı olup uçmasına yardım edecek. Bekleyip görelim bakalım.

Lacivert dedi ki...

Aylin Zeynep, sanırım hikaye yazarı ile geçmişte ortak anılarınız var, bu yüzden yorumlarınızda beni şuraya götürdü, bana şunu anımsattı gibi yazılar yazıyorsunuz, haklısınız bu sizin hatırlamalarınız olabilir, fakat hikaye yazanın anlattıkları ile sizin yorumlarınız bir araya gelince, hikaye hakkında ön yargıya varıyorum, 50 farklı senaryo üretebiliyorum, bu yüzden, geçmiş ile ilgili anılarınızla bağdaştırmayınız, ben bu hikayenin mutlu son veya acı ile bitmesini beklemiyorum, kavşaktaki buluşmanın getiri ve götürüleri ile ilgileniyorum. sizin yorumlarınıza da müdahale ettiğim için özür diliyorum

'Berrin' dedi ki...

Aylin ile hayli ortak anımız var ve olmaya devam edecek :)
ancak öykü gerçek kişilerden büyük ölçüde bağımsız yazılıyor, her öyküde olabileceği gibi ufak ufak yaşanmışlıklar serpiştirilirken haliyle duygularımada yer veriyorum..
okuyan herkes kendine hissettirdiği şekilde yorumluyor, normal değil mi?
mutlu son yada acı son diye bir şey yoktur zaten, sadece son vardır :)

Aylin Zeynep dedi ki...

Lacivert,

dikkat etmeniz gereken şey benim yorumlarım değil okuduğunuz hikayedir.Bu şekilde odaklanırsanız önyargılarınızdan kurtulmuş olursunuz,kaldı ki normali budur.''...geçmiş ile ilgili anılarınızla bağdaştırmayınız'' cümleniz ise hoşlanmadığım bir emr-i vaki kıvamında sayın Lacivert bey ve ben bu tarz cümlelerden hiç hoşlanmadığım gibi kaileye dahi almam.Üslubunuza dikkat edin lütfen,rica kipleri her zaman yazıyı yumuşatır.

Son birşey daha;
özür dilemek ne kadar erdem olsa da önemli olan özür dilemeye meydan bırakacak şeyi yapmamasıdır kişinin.
Özrünüz bu nedenle benim için birşey ifade etmiyor.
Bu da bu durumla alakalı yapacağım ilk ve son yorumdur.

Teşekkür ediyorum.

masal dedi ki...

Bekliyoruz,mutlu son olması arzum..