9 Ekim 2010 Cumartesi

Hayatımın fon müzikleri (mim)

Kore filmleri ararken düştüm Astrea'nın bloğuna ve çok sevdim. Oradan da bu hoş konuyu kaptım.
Bir madalyona benzer ruhum, bir tarafı ince duyarlı hüzünlü her şeyi çok kolay dram haline getirebilen :)
Diğeri neşeli, esprili, muzip, şımarık, eğlenceyi ,kahkahayı, yaşamayı çok seven..
Madalyonumun iki yüzü kardeş gibi geçinirler. zaman zaman sıkılır kavga eder ama asla kopamayacaklarını bilip kucaklarlar birbirlerini. Bu yüzden iki farklı tarzda fon müziğim var..





işte hayatımın fon müziği..nancy sinatra..bang bang!


ve bir diğeri madalyonumun diğer yüzü için, son dört senedir havada karada her yerde benimle olan ve asla vazgeçmeyeceğim mutluluk kaynağı şarkım eddy lover'dan.. 'la baja pantalones' (ne anlama geldiğini söylemeyeceğim:)





Kimseye paslamamaya karar verdim, hayatının fon müziği olduğunu düşünen herkes cevaplasın. Üç müzik hakkınız var.

Ben single'mı çıkarttım, sıra sizde..

7 Ekim 2010 Perşembe

Sad Movie;indir!meden beni dinle :)

Kapalı yağmurlu bir gün ise üstelik boğazınız ağrıyor, hiç bir şey yapmak istemiyor, dışarı adım atacak haliniz yoksa, tüm planlarınızı iptal edip evde dinlenmekse niyetiniz..yapılabilecek en güzel şeylerden biri de kore filmi izlemektir :))
ta tamm SAD MOVİE karşınızda. Acıklı film diye geçse de beklentimin çok altında kaldı. Hayır güzel filmdi ama on ikiden vuramadı. Ne var ki çocuğun annesi için ağlamasına yüreğim dayanmadı, zaten anneli çocuklu dramlar hep ağlatır beni. Ağladım mı hayır..gözlerim yaşardı sadece.
filmde dört ayrı hikaye var gibi görünse de bir birleriyle ilintili. Bir şekilde yollar kesişiyor. Aynı gök yüzünden yağan yağmur altında farklı hayatlar..aşklar..tabi ki kore filmlerinin olmazsa olmazı ölüm ayrılık vs..
Kore filmlerine düşkün azınsanmayacak bir kitle var. Çok seviyorum ve alışkanlık yaptı diyebilirim. Yakında rüyalarımı bile korece göreceğim :) hatta alt yazılı film izlemenin avantajı 3-4 kelime öğrendim bile :)

filmdeki karakterlerden biri, para kazanmak için internet üzerinden 'ayrılık ajansı' kuruyor. Eşlerinden sevgililerinden ayrılmak isteyipte yüzlerine söyleyemeyecek olanlar bu gençten faydalanıyor..genç kişilerin kapılarını çalıp ayrılık mesajlarını iletiyor..tabi dayak yediği de oldu..tutarsız ama hoş bir fikir aslında. afişte ikinci sıradaki bu çocuk..birinci sıradaki ise filmde itfaiyeci. Daisy filminde de baş roldeydi. Fun page falan açacaklarmış onun için beni de yazın dedim :)
Şimdi başlığa bakıp film için gelenlere son olarak şunu söyleyebilirim. muhteşem değildi ama iyiydi. iyinin iyisini istiyorsanız bu filmi erteleyebilirsiniz..
öncesinde hüzünden öte..bir milyonerin ilk aşkı gibi filmleri izleyin..
hatta Sad Movie'yi izlemeseniz de olur :) beni de hiç okumadınız :)))

6 Ekim 2010 Çarşamba

Jetgillerle yaşamak

Jetgillerle yaşamak istiyorum, özellikle bugün..
Yemekler tablet şeklinde olsa, yürüme bandıyla gitsem her yere, elektronik beyinli bir yer silici ve saç şekillendiricim olsa, robot hizmetçim çok konuşmadan yapsa bütün işleri..sadece düğmelere bassam ve bu bile çok yorucu olsa :))

5 Ekim 2010 Salı

YİNE BİR SABAH..

YİNE BİR SABAH, UYANDIĞIMDA..
hava sıcaklığının 5 derece hissedildiği bir sabahta;sabah sendromumdan çabuk sıyrılır, jet hızıyla davranılır, minik fok ile koklaşılır, servisçiye ve bir kaç komşuya 'günaydınnn' dedikten sonra bir başka komşunun penceresine el sallanır kocaman gülümsenir.
her zamanki gibi az sütlü bir adet tatlandırıcılı neskafe içilir ve az sonra yürüyüşe çıkmak için hazırlanılır.
Bazen bir bazen iki arkadaşımla beraber yürüyorum. Ne hikmetse daha çok yemekten bahsediyoruz :)bazen müzik dinleyerek yürüyoruz. Güzergahımızı değiştirdik bir kaç gündür orman kenarlarından çıkıp halkın arasına karıştık :)
enteresan tipler görebiliyoruz, geçen sabah o saatte bir evden apaçi müziği duyuluyordu çok eğlendim :)
bazen kısa süreli mezarlığın kenarında oturup dinleniyoruz, kah anılardan konuşup, kah ölülerden, kah Fatmagülden bahsediyoruz:)
ben erkek olsaydım........ile başlayan cümleler kurarak.
yine bir sabah, yeni bir gün..
kayıt başlıyor..
ve motor..
GÜNAYDINNN :D





30 Eylül 2010 Perşembe

gece, melek ve..





29 Eylül 2010 Çarşamba

Akrostiş bu postiş değil

2.sınıfa yeni başlamış bir öğrenciden nasıl akrostiş şiir yazması beklenebilir ki?
dün ATATÜRK ile ilgili yazdık. Bugünkü konumuz ise OKUL.
büyük insanlar bile yazamazken istenilen şeye bak.
Okula
Koşarak giderim
Uykumu alamazsam
Leyla gibi gezerim..

Defterine bunu yazdırıp göndersem nasıl olur acaba :)

işte öyle bir şey

Kapılar çağırır seni gitmek istersin. Bu acil çıkış kapısı da olabilir, eğlenceye açılan bir kapı yada uzun bir koridora çıkan. Ama olduğun yerde kalırsın. Kapının ardında olanı tahmin etmek istemezsin. Sessizce beklersin, neyi beklediğini bile bilmeden. Nedenlerin vardır çünkü. Rapunzel kadar uzun değildir saçların. Anlatmak istemezsin.
‘köşeyi dönsem ölüm, düz gitsem hayat’gibi..
Sen öylece elin kolun bağlı otururken, hayat son çağrısını yapar..
Hayal edebildiklerini basit bir market poşetine atarsın. Ve..
Sesini çıkartamadan tebessüm etmeye çalışırsın. Gözlerin olmadığı için anlayamazlar.


28 Eylül 2010 Salı

uçuş-mak


Kavalın peşine takılan fareler gibi..ruh bedenden ayrılıyor sanki. Gerçek olamayacak kadar güzel..
Gözlerinizi kapamanıza gerek yok ve kemerlerinizi bağlamaya..yumuşak bir uçuş olacak.
türbülans olmayacak, söz veriyorum.





Michel Fugain Une belle histoire

26 Eylül 2010 Pazar

itiraz ediyorumm!

Tüllü şapkaları çok severim.
'şimdi itirazı olan yoksa' diye devam eden bir cümlenin tam ortasında mekana girip siyah tüllü şapkamla bir şeye itiraz etmek istiyorum.
neye itiraz ettiğimin önemi yok :) en süslü hayallerimden biri bu.

Siyah tüllü değil de bu model olsam itirazım kabul olur mu :)

24 Eylül 2010 Cuma

Daisy full izle full indir dağıt full ağla :)

Güney Kore filmlerinin ap ayrı bir büyüsü var. Aşkı öyle farklı tellere basarak çalıyorlar ki..
Türk filmi kıvamı gibi hissedilse de ara ara asla değil..

Daisy(papatya) harika bir filmdi. Özellikle sonuna doğru çokça ağlama hissi uyandırıyor, ister istemez kaptırıyorsunuz kendinizi ve midemin ağrıdığını hissettim bitmesine yakın.
Çok farklı yerlere götürüyor aşk böyle bir şey diye düşünüyorsun..

Bir polis(interpol) bir suikastçı ve ressam bir kız üçgeni ve her gün 4.15 te sessizce kapıya bırakılan papatyalar.. Amsterdam'ın masalsı atmosferinde etkileyici bir film.


konuşmak isteyip konuşamamak, anlatmak isteyip anlatamamanın ne kadar zor ve tüm yaşananların içinde sessizliğin nasıl bir erdem olduğunu bir kere daha hissettiriyor.
(ufak bir ip ucu; kız ses tellerini kaybediyor)
romantik dramları seviyorsanız şiddetle öneriyorum..

bir kere daha izlemek için fırsat kolluyorum.

Daisy (Türkce Altyazili) indirmeden izle full


my sassy girl
a moment to remember (hatırlanacak bir an)
bin-jip (boş ev)
more then blue (hüzünden öte)

diğer izlediğim g.kore filmleri..özellikle boş ev ve hüzünden öte muhteşem.

benden bu kadar.. g.kore filmlerine devam etmek istiyorum..öneri bekliyorum..bağımlılık yaptı! imdaat.

filmin son sahne şarkısı ve sözleri..

Hayal ettiğim aşk,
Bana o kadar yakın ki..
Ama tek yapabileceğim,
Seni kelimeler olmaksızın izlemek…
Bu yabancı şehirde,
Her gün aşkı çizerek yaşadım..
Gelmeni bekleyerek ve umarak,
Papatyaları izledim..
Sonunda senin farkına vardım,
Ama artık çok geç…
Belki de biz birbirimiz için yaratılmadık..
Bu aşkın uçup gitmesini hiç istemedim..
Ama üzgünüm..
Gitmek zorundayım,
Sen hala burada nefes alırken…