4 Nisan 2009 Cumartesi

an itibariyle..

İnsan en fazla uyurken özgür olabiliyor galiba..gözlerini açar açmaz bir cenderede buluveriyor sonra kendisini. Sorumluluğunu yüklendiği kişiler arttıkça özgürlük çemberide daralıyor.
'ben' merkezli çember..çemberin içindekiler ve dışında kalanlar.
Tadında bırakmaları, uçurum kenarlarını düşündükçe içi acıyor insanın, koşulsuz sevmeyi düşünüyorsun sonra..hayatımda sevdiğim ve sevildiğimden emin olduğum kişiler var, kırgınlıklar olsa bile kopmayacağın gönlünün en havadar en manzaralı yerine oturttuğun.
Yüzüme ard arda iki tokat yemişçesine sersemlediğim anları düşünüyorum sonra..sıcak suyun altında bile üşüyorum, sadece gidip uyumak istiyorum..özgür olmak..
Kendi evimdeki gibi rahat ettiğim yerleri özlüyorum..var mı öyle yerler?
Tek kale yapılan maçlar haksızlık gibi geliyor bana.. haksızlığa uğrayan kaleci mi yoksa gol atabilecekleri ikinci kalesi olmayan oyuncular mı? diye düşünüyorum sonra..
sonra bu gün de geçti diyorum, on bir gündür geçmeyen elimdeki yaraya bakarak ..
ve özgürlük saati yaklaşıyor..elimde bir kitapla..bu fıstıklı çikolatadan bile daha tatlı..

An itibariyle aklımdan geçenler bunlardı Aylin'cim..Bulut ve Cecil ne diyecek bakalım..

7 yorum:

bulut dedi ki...

Berrin çok güzel bir yazı olmuş, çok beğendim. İnsanın aklı bir uçtan bir uca savrulabiliyor, ama bunu yazıya dökebilmek her zaman bu kadar usta işi olmuyor.
Tek kalenin adaletsizliği konusuna ben de takıldım şimdi :)
Aklımdan o an geçenler yazılabilecek kadar karmaşadan uzak olduğu en kısa zamanda yazacağım ben de, teşekkürler...

Aylin Zeynep dedi ki...

Ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın,mutluluk ve huzurla.Tek bir soruya izin vermeden ve tek bir çözümsüzlüğe olanak tanımadan,dostluk işte uçlarda yaşanıyor,yani ya içindesindir ya da dışında çemberin,ortasında olma gibi bir lüksün olmuyor.

Tadında bırakmalar,uçurum kenarında kısa vadeli bir gezinti...Ne tanıdık geldi fikrime okuduğumda...Yaşanması gerekiyordu,yaşandı derim hep ardımda bıraktıklarıma ve şimdi yenisinin eklenip eklenmeyeceği düşüncesi bile huzursuz etmeye yetiyor,buna neden olan bir sepet dolusu huzursuz maddeye rağmen...

Teşekkür ediyorum Berrin'cim cevapladığın için,Bulut ve Cecil'in aklından ilk geçecekleri merak ediyorum.

Sevgiler...

Buz Mavisi dedi ki...

Berrin iyi geceler,

Yine aklına gelenleri, içinde yaşadıklarını, tüm içtenliğinle paylaşmışın.Çemberlerin daralmadığı, huzur bulduğun anların, zamanların, uykudan daha fazla olduğu zamanlar diliyorum.Artı uyku zamanıda eklensin.İnsanın ruhu özgür olsun.

Herkese güzel bir hafta sonu ve gece diliyorum.

cecil dedi ki...

An itibariyle;
Dün gece gittiğim eğlencede gördüğüm minik minik ama başı kapalı kızları düşünüyorum kalkış saatimin oldukça geç olmasına rağmen..nelerle doldurdular o küçük beyinleri çok merak ediyorum.. oysa çalan her müzikte ortaya atlayıp pervasızca oynamalarına bir yasak getirilmemişti. galiba her akşam eğlence yok diye..din diye bir şey olmadığını düşünüyorum.. bir çok şeyin insanların uydurması olduğunu..bana anlatılanları çevremde duyduklarımıda hatırlıyorum .."alın yazısı diye bir şey vardır kader vardır , sen henüz doğman kaderin yazılır çizilir ve herşey hazır olunca sen doğarsın.. yaptığın herşey den sorumlusun günahlarını ödeyeceksin sevaplarınla ödüllendirileceksin mahşer yerinde ipin pazara çıkıcak ya lanetlenbeceksin yada ödüllendirileceksin"bunlara benzer bir sürü zırva
madem benim kaderim doğman yazıldı ne den hesabını ben veriyorum! madem biri karar verdi tüm bu yaşayacaklarıma neden ben cehennemde yanacakmışım. ozaman daha güzel bir yaşam verseydi bana. kim yazdıysa kaderimi madem o versin hesabını . bi zahmet benim içinde o yansın..ama yine detanrının çokiyi kalpli olduğunu düşünüyorum. babamı çaldıysa aldıysa benden "asker kıyafetleriyle" bir bildiği vardır diye düşünüyorum.güzel bir kalbim olduğu için bana mucizelerinden verecek diye bekliyorum..
ve tüm yaşadıklarıma anlam anlam vereceğim günü iple çekiyorum ..an itibariye buydu aklımdakiler...
:)beni aranıza aldığınız için böyle bir "mim"le teşekkür ederim binlerce kez..teşekkürü yazarkende berrini göresim ve kucaklayısım geldi "An itibariyle"
..seçil.

zelebek dedi ki...

o kadar güzel bir anlatım olmus ki kesınlıkle bana ılham veren bır yazın bu.. ve hemen bırseyler karalamalıyım dıyorum..


ve dıger yorum yazan arkadaslarda o kadar içtenlıkle dıle getırmısler kı düşüncelrını sizler ıyı bır ekıpsınız bunu görüyorum ve asla kopmalar yasamayın dılerım...


cok begendım cok....

Funda dedi ki...

Berrinim yine döktürmüşsün içindekileri. Fırtına gibi esmiş sözcüklerin müthiş bir yazı çıkmış kaleminden '' an itibariyle'' de olsa...
Dediğin gibi sanırım insan sadece uyurken özgür, gerçi o an bile kabuslar musallat olabiliyor insana. Zaman çabucak geçse diyorum bende bazen yaşanılacak ne varsa yaşansa ve bitse.
Yarın ne getirecek diye düşündürmeden bitse.
Tekrardan kalemine sağlık canımcım öpüyorum çok...

karmaşa dedi ki...

özgürlük bağımlı olmamaktır hiç birşeye bence.anneye babaya evlada eşe dosta.ama özgürlük iyi midir acaba?bizi hayata bağlayan herşeyi silersek bir kalemde özgürleşir miyiz yoksa yalnızlaşır mıyız?
uyurken özgür bıraktığım zihnim son günlerde hiç de hoşlanmadığım fotoğraflar çekip veriyor elime ve ben güne başlarken bu fotoğraflarla karşılaşmanın korkusunu duyuyorum içimde hep.
bazen hiç kimseyi sevmemek lazım hayatta üzülmemek için diyorum.hiç aşık olmamak,hiç kardeş,evlat ana-baba,dost,özleyen olmamak.sonra çıkarıp koyuyorum hepsini bir yere ve çerçeve boşalıyor çünkü onlar olmadan ben de olmuyorum fotoğrafta.onların sevgisi,onların nefreti zaman zamn ve onların ruhları olmayınca kendi ruhumu da göremez;kendimi onlarsız tanımlayamaz oluyorum.
oysa kendimi tanımaya,tanımlaya,varlığımı hissedip hissettirmeye ihtiyacım var yaşamak için.
bazen yaşadıklarım rüya;rüyalarım hayatımmış hissine kapılıyorum ve ikisi arasında bir denge kurmakta zorlanıyorum.ama her şeye rağmen acıları,özlemleri,kavgayı,dostluğu,insan olmayı seviyorum.
teşekkürler Berrin içimdeki kelimelerin ucunu yakalayıp çekmeme vesile olduğun için!