Aşk güzel şeymiş dedi Aslı, elindeki 'Piraye' adlı romanı balkondaki masanın üzerine bırakırken.. Biraz durgun biraz huzurluydu yüzü.Rüzgar içimi ürpertirken neskafemden bir yudum aldım ve şehrin yanıp sönen ışıklarına baktım, ne kadar yabancıydı bu şehir ikimizede.
_Çocukça, laf olsun diye... aşk, etkileyici bir parfüm gibi bir anda çarpar ve kısa sürede geçer etkisi, bir rüzgarlık işi vardır dedim..
İkimizde aynı ışıklara bakıp farklı şehirleri, o şehirlerde bıraktıklarımızı düşünüyorduk o sırada. Ne tuhaf ne sessiz ne kasvetli ne pişman bir geceydi.Kulağımın zonkladığı boğazımın ağrıdığı, aveadan nefret ettiğim, ayın kızıla tutulduğu, sanki sabahın hiç olmayacağı bir geceydi aynı zamanda..
O gecenin üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Aslı benden epey uzakta, kollarını iki yana açsa asla kucaklayamayacağı kadar büyük bir şehirde, büyüyordu artık..
Ben ise avcumun içine sığacak kadar minik bir kentte günden güne yaşlanıyordum...
Asla sevmem dediğim bir şehri sevmeye başladığımı yada bulunduğum yerin hiç bir önemi olmadığını anladığımda belkide kalan tek ve son hayalimin içinde huzur bulduğum bir bahçede asma ağacının derme çatma gölgesinde Türk kahvemi yudumlamak olduğunu farkettiğimde yaşlandığımı hissettim..Tamda bana hiçde içten gülümsemeyen bir yaz başlangıcında..
Okuduğum kitapların sayfalarında, mayaladığım hamurlarda, yanlışlıkla geçtiğim kırmızı ışıkta, gökyüzünün kızıllığında hep içimden geçirdim’ hangi durakta ineceğini bilmeden yola devam etmek’ eğlenceli miydi , saçmamı yoksa boş vermişliğin rahatlığında mıydı..
Hiç bilmediğim bir şehrin sabahına uyanacakmışcasına huzursuzdum oysa Aslı elindeki kitabı masanın üzerine bırakırken..yeni bir başlangıcın bir adım gerisindeydim..
Ve henüz yaşlanmamıştım..
14 Haziran 2009 Pazar
Ağustosta bir geceydi..
09 Haziran 2009 Salı
Uçurtma Şenliği


06 Haziran 2009 Cumartesi
Yoğurt Mayalama (serüvenim:)
Toplam 3_4 deneme sonrasında bu gördüğünüz muhteşem taş gibi az sulu yoğurdu mayalamayı başarmıştım. Hayatımda beni bu denli mutlu eden nadir şeylerden biri olmuştu. Başarmıştım. Şimdi bile bu satırları yazarken aynı hazzı hissettim :)
Unutmadan ekleyeyim, yoğurdun mayalandığı gün hiç ellemeden buzdolabına alırsanız ertesi güne iyice kıvam aldığını görebilirsiniz .Demek sadece hırs yapmışım kendime layıkıyla başarınca da o günlerden sonra bir daha bu işle uğraşmadım..
Burada da hatıra olarak kalsın istedim sevgili canım yoğurdumun :)
Fotoğraftaki yoğurt kabını görünce aklıma Helsinkide aldığımız yoğurtlar geldi. Bizim Türk yoğurdunun kabının üstünde, pala bıyıkları en az 20 cm olan yaşlı köylü bir adam, Yunanlıların yoğurdunda ise yaşlı cadıya benzer bir kadın resmi vardı :)
Hani derler ya pirinç pilavını iyi yapan, tüm yemekleri iyi yapar diye, bu ne kadar doğru bilmiyorum ama kadının hası yoğurdu böyle mayalar deyip :)) mutlu hafta sonları diliyorum..

03 Haziran 2009 Çarşamba
Bin Muhteşem Güneş
Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. Afganistan'ın Khaled Hosseini'de yaşadığı gibi...Bin Muhteşem Güneş, ilk romanı Uçurtma Avcısı'yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini'nin ikinci romanı. Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor. Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden...Küçük yaşta evlendirilen kızlar, çocuğu olmayan kadınlar, babaya ya da çocukluk arkadaşına duyulan, geçmişe gömülmüş aşklar...Khaled Hosseini, hasreti, dostluğu, aşkı ve insanlığı en iyi anlatan yazarlardan. Başarıyla kurduğu olay örgüsüyle, çıkmaz yolların nasıl düzlüklere açılabileceğini gösteren yaratıcı bir kalem.Bin Muhteşem Güneş, kelimenin tam anlamıyla "beklenen" bir roman...
Bugüne kadar okuduğum hem konusu, hem anlatımı, kurgusu, olaylar arasındaki geçişi bakımından en güzel en etkileyici kitaplardan..'Bin Muhteşem Güneş'
Her şeye rağmen kadın olup yaşamak..Heleki yoksulluğun, savaşın, hiçe sayılan kadınlık onurunun, suskunluğun, korkunun, şiddetin ortasında sevme sevilme hatta söz hakkı olmadan Taliban rejiminin ürpertici çağ ve insanlık dışı atmosferinde yaşamaya çalışmak..kadın olmak..yinede ülkesinde bin muhteşem güneşi görmek..
Kadın olmak..zor olanı içindeki güç ile başarmaya çalışmak..


